Bağdat Âl-i Beyt Havzası ve eş-Şerîf er-Radî'nin Soy Asaleti
Hicrî dördüncü asrın ikinci yarısında Bağdat, hem Abbâsî hilafetinin başkenti hem de Büveyhî emirlerinin himayesinde büyük bir kültür ve edebiyat meşheriydi. Bu devirde Dicle kıyılarında ilmi, asaleti, şiiri ve takvasıyla parlayan en müstesna şahsiyet, şüphesiz eş-Şerîf er-Radî (Ebû'l-Hasen Muhammed b. el-Hüseyin el-Mûsevî, 359-406 / 970-1015) idi.
er-Radî, hem anne hem baba tarafından Hz. Peygamber'in (s.a.v.) pâk nesline, Ehl-i Beyt'e mensuptu. Babası Ebû Ahmed el-Hüseyin, Hz. Hüseyin ve İmam Mûsâ el-Kâzım neslinden gelen Tâlibiyyûn (Seyyid ve Şerifler) nükebâsı idi; annesi Fâtıma bintü'n-Nâsır ise Hz. Hasan soyundan gelen erdemli bir hanımefendiydi. Dolayısıyla Şerîf er-Radî, 'Hasenî ve Hüseynî' iki asil nehrin birleştiği nurlu bir havuzdu.
Daha çocuk yaşta iken Kur'an'ı ezberlemiş, İbnü'l-Cinnî, Ebû Ali el-Fârisî ve Ebû Saîd es-Sîrâfî gibi asrın en büyük lügat ve nahiv dâhilerinden ders almıştır. Zehebî onun hakkında: 'Kureyş'in ve Ehl-i Beyt'in gelmiş geçmiş en büyük şairi, edibi, fevkalade zeki, cömert ve vakar sahibi bir imam idi' der. Erken yaşta bütün İslâm coğrafyasında hürmet ve hayranlık uyandıran bir şahsiyet olmuştur.