İslâm düşünce tarihinin ilk Meşşâî filozofu ve 'Feylesûfü'l-Arab' unvanıyla anılan Ebû Yûsuf Ya'kūb b. İshâk el-Kindî (ö. 252/866), Abbâsî hilâfetinin altın çağı olan 9. yüzyıl Bağdat'ında yalnızca felsefe, astronomi ve tıp alanlarında değil; doğrudan matematiksel dilbilim ve bilgi güvenliğinin kurucu disiplini olan kriptolojide de çağ açan bir dehadır. Abbâsî devletinin geniş coğrafyasında diplomatik haberleşmelerin, mali kayıtların ve devlet sırlarının emniyet altına alınması zorunluluğu, dönemin vezirleri ve divan kâtipleri nezdinde şifreli yazışmaları (muammâ ve ta'miye) zorunlu kılmıştı. Kindî, Beytü'l-Hikme bünyesinde yürütülen Grekçe, Süryânîce ve Farsça tercüme faaliyetlerinin sunduğu filolojik birikimi, salt metin aktarımıyla sınırlı tutmayarak dilin matematiksel yapısını tahlil eden evrensel bir yönteme dönüştürdü.
Kindî'nin kaleme aldığı Risâle fî İstihrâci'l-Muammâ (Şifreli Metinlerin Çözülmesi Üzerine Risâle), dünya kriptoloji ve kriptanaliz tarihinde bilinen en eski, metodolojik ve bağımsız bilimsel eserdir. Bu eserin keşfine kadar Batı tarih yazımında kriptanalizin Rönesans İtalya'sında (özellikle Leone Battista Alberti nezdinde) doğduğu varsayılmaktaydı. Ancak Süleymaniye Kütüphanesi'nde (Âtıf Efendi kısmı, nr. 1765) muhafaza edilen yazma nüshanın bilim dünyasına tanıtılmasıyla, frekans analizi ilkesinin Alberti'den tam altı asır önce Kindî tarafından formüle edildiği kesinleşmiştir. Kindî, dili soyut bir söz dizilimi değil, harflerin belirli matematiksel oranlarla birbirini takip ettiği istatistiksel bir evren olarak görmüş; dilbilim ile cebirsel mantığı tarihte ilk kez mezcederek bilgi güvenliğinin epistemolojik omurgasını kurmuştur.
"Şifreli bir mektubu çözmek isteyen kimse, öncelikle o mektubun kaleme alındığı lisanın harf yapısını, harflerin kullanım sıklığını ve birbirleriyle olan terkip kaidelerini kemâliyle bilmelidir. Zira her lisanın harfleri, tabiatın düzeni mucibince belirli bir tenasüp ve mikdâr üzere devrolur." — Kindî, Risâle fî İstihrâci'l-Muammâ
Bu fasılda Kindî'nin ortaya koyduğu metodoloji, salt bir teknik kılavuz olmayıp, dilin iç kinematiğini ve ilâhî nizâmın harflerde tecellî eden matematiksel nispetini keşfetme çabasıdır. Kindî'ye göre varlığın ölçülemeyen hiçbir boyutu olmadığı gibi, beşerî lisanın ifade kalıpları da rastlantısal değil; matematiksel frekansların zorunlu kanunlarına tâbidir.