Şam'dan Kahire'ye Bir İlim ve İzzet Abidesi: Sultânü'l-Ulemâ
İslâm tarihinin en celâdetli, müstakil fikirli ve muhalled âlimlerinden biri olan Ebû Muhammed İzzüddîn Abdülazîz b. Abdüsselâm b. Ebi'l-Kâsım es-Sülemî ed-Dımaşkî (hicrî 577-660 / miladî 1181-1262); fıkıh, usûl, tefsir ve tasavvuf sahalarında çığır açmış, çağdaşları ve ardılları tarafından ittifakla Sultânü'l-Ulemâ (Âlimlerin Sultanı) unvanıyla taçlandırılmıştır.
Şam'da doğup büyüyen İbn Abdüsselâm, Şam Emeviyye Camii'nin ilim halkalarında İbn Asâkir, Seyfeddin el-Âmidî ve Cemâleddin el-Harasânî gibi usûl ve hadis devlerinin rahle-i tedrisinde yetişmiştir. Gençliğinde derin bir fakirlik çekmiş, geceleri caminin kandillerinde ders mütalaa etmiştir. Lakin o, dünyevî mevki ve saray ihsanlarına asla iltifat etmemiş; Dımaşk hâkimi el-Melikü'l-Eşref ve el-Melikü's-Sâlih İsmâil'in Haçlılara kaleler peşkeş çekmesine karşı Emeviyye minberinden kükreyerek cihad fetvası vermiş ve hapsedilmiştir.
Hapisten çıktıktan sonra Mısır'a hicret eden İbn Abdüsselâm, Kahire'de Eyyûbî ve Memlûk sultanlarının dahi karşısında titrediği bir adalet ve vakar timsali olmuştur. Moğol istilasına karşı Ayn Câlût zaferini hazırlayan ruhanî ve siyasî zemini bizzat o kurmuş; Memlûk beylerinin köle statüsünde olduklarını ve beytülmâle satılmadan ordu komutanı olamayacaklarını ilan ederek dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir hukukî ictihad sergilemiştir.