Horasan Melâmet Mektebi ve Ebü'l-Kâsım es-Sayrafî'nin Konumu
Hicrî üçüncü ve dördüncü asırlarda İslâm tasavvufunun iki ana omurgası bulunmaktaydı: Bağdat'ta Cüneyd-i Bağdâdî'nin temsil ettiği vahdet-i vücûdî ve kelâmî zühd mektebi ile Horasan'da (bilhassa Nîşâbur'da) Hamdûn el-Kassâr ve Ebû Hafs el-Haddâd'ın kurucusu olduğu Melâmetiyye ekolü. Melâmet ehli, zâhirde halk gibi yaşayıp ibadet ve kerametlerini gizleyen, bâtında ise Hakk ile daimî bir huzur ve muhasebe içinde bulunan kâmil velilerdir. Bu mektebin Horasan ile Rey arasındaki altın zincirinde yer alan en parlak halkalardan biri Ebü'l-Kâsım İsmâil b. Nuayd es-Sayrafî en-Nîşâbûrî hazretleridir.
Ebü'l-Kâsım es-Sayrafî, mesleği sarraflık (para ve maden ayarını ölçme) olan bir zanaatkârdı. Ancak onun sarraflığı, sadece altın ve gümüşün saflığını tayin etmekle kalmamış; kalbin en gizli kıvrımlarına sinen riya, ucb (kendini beğenme) ve süm'a (yaptığı ibadeti duyurma) kirlerini tespit eden manevi bir 'kalp sarraflığına' dönüşmüştür.
Klasik Melâmet risalelerinin müellifi Ebû Abdurrahman es-Sülemî, es-Sayrafî'yi 'Melâmetiyye'nin sırrına ermiş, sıdk ve ihlâsda emsalsiz bir imam' olarak tanıtır. O, dervişlik kisvelerine, hırka ve asâ gibi zâhirî alâmetlere şiddetle karşı çıkmış; hakiki dervişliğin nefsi aşağılamak ve amelleri unutmaktan ibaret olduğunu vazetmiştir.