Ebû'l-Hasan el-Âmirî'nin Hayatı, Horasan Felsefe Mektebi ve Entelektüel Misyonu
Ebû'l-Hasan Muhammed b. Yûsuf el-Âmirî (ö. 381 / 992), 4. / 10. yüzyıl İslâm felsefesinin en özgün ve bağımsız düşünürlerinden biridir. Horasan bölgesinde (muhtemelen Nişabur civarında) doğan el-Âmirî, felsefe ve ilim tahsilini meşhur coğrafyacı ve hekim Ebû Zeyd el-Belhî'nin rahle-i tedrisinde tamamlamıştır. Belh, Buhara, Rey ve Bağdat gibi dönemin en büyük kültür merkezlerinde bulunmuş; Sâmânîler ve Büveyhîler sarayında vezir İbnü'l-Amîd ve Sâhib b. Abbâd gibi devrin en kudretli ilim hamileriyle münasebet kurmuştur.
Âmirî'nin felsefe tarihindeki en ayırt edici vasfı, felsefeyi dine muhalif kuru bir rasyonalizm olarak değil; bilakis ilâhî vahyin hakikatini aklî delillerle teyit eden ve insanı hem dünyada hem ahirette saadete ulaştıran bir medeniyet hikmeti olarak savunmasıdır. Bağdat'ta felsefeyi dinden kopuk gören bazı katı Meşşâî aristokratlara ve felsefeyi inkâr eden lafızcı kelâmcılara karşı, felsefe ile dinin ahengini tavizsiz savunmuştur.
«Din ve felsefe birbirine zıt iki hasım değil; bilakis hakikatin iki ayrılmaz sütunudur. Akıl vahyin basiret gözü, vahiy ise aklın semavî nurudur. Aklı olmayanın dini kâmil olmaz; dinin rehberliğinden mahrum olan akıl ise karanlık dehlizlerde helak olur.» — Ebû'l-Hasan el-Âmirî
Onun en olgun şaheseri el-İ'lâm bi-Menâkıbi'l-İslâm (İslâm'ın Güzelliklerini ve Üstünlüklerini Bildirme), İslâm medeniyet felsefesinin ve mukayeseli dinler ilminin ilk muhalled klasiğidir.