Ebü'l-Fidâ: Takvîmü'l-Büldân, İklimler Teorisi, Küresel Koordinatlar ve İslâm Kartografyası Külliyâtı
Hama Eyyûbî Emîrinin Kaleminden 28 İklim Dairesi, Boylam-Enlem Tabloları, Şehirler Coğrafyası ve Evrensel Tarih Hikmeti
FASIL I: Hükümdar ve Âlim Kimliği: Melikü'l-Müeyyed Ebü'l-Fidâ'nın Tarihsel Çevresi
İslâm medeniyetinin hem siyasî hem ilmî sahada zirveye ulaşmış nadir şahsiyetlerinden biri olan Melikü'l-Müeyyed İmâdüddin İsmâil b. Alî el-Eyyûbî (1273-1331), Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin hanedanına mensup bir Hama emîridir. Şam, Mısır ve Hama ekseninde cereyan eden Memlük-İlhanlı mücadelelerinin bizzat merkezinde yer alan Ebü'l-Fidâ, kılıç ile kalemi meczeden benzersiz bir dehadır. Savaş meydanlarındaki diplomatik ve askerî muvaffakiyetlerinin yanı sıra sarayını dönemin en büyük riyâziye, hey'et (astronomi), coğrafya ve tarih bilginlerinin meclisi haline getirmiştir. İbnü'l-Esîr, İdrîsî, İbn Havkal ve Bîrûnî gibi öncüllerinin coğrafî mirasını titiz bir ilmî tenkitle devralan Ebü'l-Fidâ, Doğu ve Batı ilim havzalarını birleştiren bir sentez inşa etmiştir.
FASIL II: Takvîmü'l-Büldân'ın Yapısı: Tablo Düzeninde İlk Matematiksel Coğrafya
Ebü'l-Fidâ'nın coğrafya sahasındaki ölümsüz şaheseri Takvîmü'l-Büldân (Şehirlerin Takvimi/Tablosu), İslâm coğrafyacılığında bir dönüm noktasıdır. Yalnızca tasvirî (deskriptif) anlatımla yetinmeyip her şehri ve bölgeyi astronomik zîclerdeki gibi tablolara (takvîm) bağlamıştır. Eserde her coğrafî merkezin ismi, doğru imlâsı, yer aldığı iklim kuşağı, boylam ve enlem dereceleri, kıble açısı ve o şehrin ticarî, ziraî ve beşerî özellikleri tablolar halinde tanzim edilmiştir. Bu metodolojik atılım, bilginin derlenmesini ve sonraki denizciler ile haritacılar tarafından hatasız şekilde kullanılmasını sağlamış, eseri yüzyıllar boyunca Akdeniz dünyasında temel başvuru kaynağı kılmıştır.
FASIL III: Yeryüzünün Küreselliği ve Tarihte İlk Kez 'Seyahat Paradoksu'nun İzahı
Takvîmü'l-Büldân'ın mukaddimesinde Ebü'l-Fidâ, yerin küreselliğini (küreviyyetü'l-ard) matematiksel ve tecrübî kesinlikle ortaya koyar. Daha da önemlisi, dünya edebiyatında Jules Verne'in 'Seksen Günde Devrialem' romanına ilham kaynağı olan 'Dünya Turunda Gün Kaybı/Kazanımı Paradoksu'nu tarihte ilk kez felsefî ve matematiksel olarak izah eden kişi Ebü'l-Fidâ'dır. Müellif, bir kimsenin Doğu'ya doğru sürekli seyahat ederek dünyayı dolaşıp başladığı noktaya dönmesi halinde kendi hesabına göre yerleşik halktan bir gün fazla sayacağını, Batı'ya doğru giderse bir gün eksik sayacağını ispatlamıştır. Bu tespit, İslâm astronomi ve coğrafyasının evren tasavvurundaki derinliğini gösteren göz kamaştırıcı bir delildir.
FASIL IV: Batlamyus ve İslâm Astronomisi Sentezi: Yedi İklimden Yirmi Sekiz Kuşağa
Grek coğrafyacısı Batlamyus'un ekvator ile kutuplar arasını böldüğü klasik 'Yedi İklim' (Akālîm-i Seb'a) teorisi, Ebü'l-Fidâ tarafından yeniden ele alınmıştır. Müellif, klasik yedi iklim taksimatının teorik olduğunu, beşerî yerleşimlerin ve dağ-deniz havzalarının bu sınırları aştığını fark etmiştir. Bu sebeple yeryüzünün meskûn kısımlarını (Rub'-ı Meskûn) 28 müstakil bölgesel iklim dairesine ayırmıştır. Çin ve Hindistan'dan başlayıp Sind, Fars, Irak, el-Cezîre, Şam, Mısır, Mağrib, Endülüs, Rumeli, Türkistan ve Hazar ötesine uzanan bu 28'li taksimat, hem kozmolojik kamerî menzillerle uyumlu bir ahenk sunmuş hem de reel siyasî sınırları coğrafî tasnife dahil etmiştir.
FASIL V: Boylam Sıfır Noktası (Meridyen) Hesabı ve Halidât Adaları İhtilafı
İslâm haritacılığında en can alıcı riyâzî tartışmalardan biri, boylam derecelerinin başlangıç kabul edildiği ana meridyen meselesidir. Ebü'l-Fidâ, eserin girişinde Kanarya Adaları (Cezâirü'l-Hâlidât) ile Afrika kıtasının en batı ucu arasındaki 10 derecelik farkı ayrıntılı şekilde tartışır. Bîrûnî ve İbn Yûnus'un astronomik ölçümlerini Batlamyus'un koordinatlarıyla mukayese ederek zîcler arasındaki uyumsuzlukları giderir. Bu hassas koordinat tashihleri, deniz aşırı seyahatlerde ve kıble istikametinin trigonometrik olarak tayininde sapmaları asgariye indiren hayati bir ıslahattır.
FASIL VI: Şehirler, Nehirler ve Denizlerin Morfolojisi: İklimin İnsan Tabiatına Tesiri
Ebü'l-Fidâ'nın coğrafî bakışı salt rakamsal değil, aynı zamanda sosyolojik ve antropolojiktir. Hama'nın meşhur Âsî nehri üzerindeki su dolaplarından (nâûralar) İskenderiye fenerine, Bağdat'ın su kanallarından Semerkant'ın bağlarına kadar her havzanın topoğrafyasını anlatır. İklimin, su kaynaklarının ve rüzgârların insanların mizacına, ahlâkına ve beden yapısına etkilerini tahlil eder. Bu yönüyle Hipokrat ve İbn Sînâ'nın mizaç tıbbı ile coğrafya ilmini meczederek, sıcak kuşakların harareti ile soğuk diyarların soğukluğunun toplumların medenî tekâmülündeki rolünü değerlendirir.
FASIL VII: el-Muhtasar fî Ahbâri'l-Beşer: Yaratılıştan Memlük Çağına Tarih Felsefesi
Ebü'l-Fidâ yalnızca büyük bir coğrafyacı değil, aynı zamanda anıtsal bir tarihçidir. el-Muhtasar fî Ahbâri'l-Beşer (Târîhu Ebi'l-Fidâ) adlı eseri, Hz. Âdem'den başlayarak 1329 yılına kadar gelen cihanşümul bir kroniktir. Eser iki ana kısımdan oluşur: İlk kısım peygamberler tarihi, kadim Fars, Rum, Mısır, Babil, Hind ve Çin hükümdarlarının monografilerini içerir. İkinci kısım ise İslâm tarihini, Hulefâ-yi Râşidîn, Emevîler, Abbâsîler, Selçuklular, Eyyûbîler ve çağdaşı olduğu Memlük sultanlarının icraatlarını titizlikle kaydeder. Olayların cereyan ettiği coğrafî mekân ile siyasî neticeler arasındaki illiyet bağını daima göz önünde bulundurur.
FASIL VIII: Coğrafyada Şüphecilik ve İlmî Tenkit Metodolojisi
Ortaçağ coğrafya metinlerinin en büyük zaafı olan efsanevî yaratıklar, uçan devler ve akıl dışı masallar Ebü'l-Fidâ'nın süzgecinden geçememiştir. Müellif, gözlemle teyit edilmemiş veya riyâzî mantığa uymayan rivayetleri 'Akıl buna cevaz vermez' diyerek reddeder. Seyyahlardan ve tüccarlardan gelen şifahî bilgileri mutlaka birkaç bağımsız kaynaktan çapraz kontrole tâbi tutar. Takvîmü'l-Büldân'ın ciddiyeti ve ilmî itibarı, Ebü'l-Fidâ'nın bu tavizsiz rasyonalist ve tenkitçi tavrından neşet etmiştir.
FASIL IX: Ebü'l-Fidâ'nın Batı Dünyasındaki Yankısı ve Rönesans Coğrafyasına Etkileri
Takvîmü'l-Büldân, 17. yüzyıldan itibaren Avrupa Şarkiyatçıları ve coğrafyacıları tarafından keşfedilmiş ve en çok tercüme edilen İslâm coğrafya eseri olmuştur. John Greaves 1650'de eserin Fars ve Maveraünnehir bölümlerini Oxford'da neşretmiş, ardından Fransız şarkiyatçı Reinaud eserin tamamını Fransızca'ya çevirerek geniş bir tahlille yayımlamıştır. Ay yüzeyindeki meşhur 'Abulfeda' kraterine onun adının verilmesi, Ebü'l-Fidâ'nın küresel bilim tarihindeki tartışmasız yerini simgelemektedir.
FASIL X: Bir Medeniyetin Mekân Tasavvuru: Ebü'l-Fidâ'nın Mirası ve Günümüz Dersleri
Ebü'l-Fidâ'nın eseri bize İslâm medeniyetinin yeryüzünü nasıl bir 'mâbed ve imtihan sahnesi' olarak idrak ettiğini fısıldar. Coğrafya, sadece feth edilecek toprakların sınırları değil; Allah'ın âyetlerinin sergilendiği bir kitâb-ı kebîr-i kâinattır. Ebü'l-Fidâ'nın tablolarındaki her enlem ve boylam noktası, insanın bu muazzam küre üzerindeki yerini ve yönünü (kıblesini) tayin etme gayretidir. Bu külliyât, günümüz araştırmacılarına ilim ile siyasetin, ampirik gözlem ile derunî tefekkürün nasıl ahenkle birleşebileceğini gösteren ebedî bir rehberdir.