Fars İrfan Coğrafyası ve İstahr Şehrinin Tasavvufi/Fıkhî Zemini
İslâm coğrafyasının doğu kanadında yer alan Fars bölgesi ve onun tarihi başkenti İstahr (kadim Persepolis civarı), ilk asırlardan itibaren zengin bir felsefi ve irfanî mirasa beşiklik etmiştir. İslâm ordularının fethinden sonra sahâbe ve tâbiîn neslinin gayretleriyle bu havza, Kur'an ve Sünnet nûruyla aydınlanmış; özellikle Şâfiî mezhebinin erken dönem usûl nazariyeleri burada köklü medreseler kurmuştur. İşte bu ilim ve zühd ikliminde yetişen en kudretli şahsiyetlerden biri, Ebû Saîd el-Hasan b. Ahmed b. Yezîd el-İstahrî (v. 328/940) hazretleridir.
Ebû Saîd el-İstahrî, İslâm ilimler tarihinde hem Şâfiî fıkhının en büyük otoritelerinden biri (ashâb-ı vücûh) hem de nefis terbiyesinde zirveye ulaşmış bir sûfî pîr olarak kabul edilir. O, zâhir ile bâtını, şeriat ile hakikati, mahkeme kürsüsündeki adalet ile seccade üzerindeki gözyaşını tek bir şahsiyette cem etmeyi başarmış nâdir bir âlimdir.
Fars bölgesinde başladığı ilim tahsilini İslâm dünyasının kalbi Bağdat'ta ikmal eden İstahrî, devrin en büyük hadis ve fıkıh meclislerine dahil olmuş; aynı zamanda Seyyidü't-Tâife Cüneyd-i Bağdâdî'nin yakın dostu ve müzakere arkadaşı sıfatıyla tasavvuf meclislerinin aranan reisi haline gelmiştir.