Herat İlim Havzası ve Farsça Tıbbî Edebiyatın Doğuşu: Ebû Mansûr el-Herevî
İslam dünyasında bilim dili olarak Arapçanın mutlak hâkim olduğu bir devirde, Doğu İslam coğrafyasında Farsçanın da zengin bir bilim ve felsefe dili olarak serpilmesi 10. yüzyıl Sâmânîler dönemine rastlar. Bu tarihi atılımın tıp ve farmakoloji sahasındaki tartışmasız öncüsü, Heratlı büyük bilgin Ebû Mansûr el-Muvaffak b. Ali el-Herevîdir (10. Yüzyıl).
Sâmânî emiri Mansûr b. Nûh'un himayesinde çalışan Herevî, dönemin en büyük ticaret ve kültür kavşağı olan Horasan'da yaşamış; Hindistan, Çin, İran, Mezopotamya ve Akdeniz havzasından gelen kervanların getirdiği binlerce drog ve kimyasal maddeyi bizzat incelemiştir.
«İlim tek bir lisanın inhisarında değildir; hakikat hangi dille ifade edilirse edilsin hakikattir. Farsça gibi tatlı ve zengin bir dille tabiatın şifa eczanesini kaydetmek, doğunun hikmetine hizmettir.» — Ebû Mansûr el-Herevî
Herevî, sadece kitaplardan nakil yapmakla yetinmemiş, bir doğa bilimci ve deneysel kimyager titizliğiyle her ilacın saflık derecesini, erime noktasını ve zehirlilik seviyesini laboratuvarında test etmiştir.