Ebû Hâtim er-Râzî ve 4. Hicrî Asrın Fikrî Çalkantıları
Ebû Hâtim Ahmed b. Hamdân er-Râzî (v. 322/934), İslâm düşünce tarihinin en fırtınalı dönemlerinden biri olan hicrî 4. asırda yaşamış; felsefe, mantık, dil ve kelâm ilimlerinde derin vukûfiyete sahip bir mütefekkirdir. İran coğrafyasının kadîm ilim merkezlerinden Rey’de yetişen, İsfahan, Taberistan ve Cibal bölgelerinde ilmî ve fikrî faaliyetlerde bulunan Ebû Hâtim; İslâm düşüncesinde felsefî aklın sınırları ve nübüvvetin vazgeçilmezliği meselesinde en abidevî metinleri kaleme almıştır.
Onun başyapıtı olan A'lâmü’n-Nübüvve (Peygamberliğin Nişaneleri ve Burhanları), tıp ve tabiat felsefecisi Ebû Bekir Zekeriyyâ er-Râzî ile Rey Emîri Merdâvîc’in huzurunda gerçekleştirdiği tarihî felsefî münazaraların ürünüdür. Bu eser, İslâm düşünce tarihinde 'Nübüvvet Felsefesi'nin en yetkin, metodik ve derin metinlerinden biri kabul edilir.
«Peygamberlik müessesesi olmasaydı, insanlık aklın labirentlerinde ve hevânın karanlıklarında boğulur; ne ahlâk nizamı kalır ne de beşeriyet ilâhî gayesine ulaşabilirdi.» — Ebû Hâtim er-Râzî
Ebû Hâtim, sadece naklî delillerle değil, bizzat hasmının kullandığı felsefî ve mantıkî argümanları kullanarak vahyî tebliğin zorunluluğunu ispatlamıştır.