İmâm et-Tahâvî'nin İlmi Şahsiyeti ve Şâfiîlikten Hanefîliğe İntikali
Hicrî dördüncü asrın başında İslâm dünyasının ilim merkezlerinden Mısır'da yetişen İmâm Ebû Ca'fer Ahmed b. Muhammed et-Tahâvî (ö. 321 / 933), hem hadis rivayetinde emîrü'l-mü'minîn mertebesine ulaşmış bir hâfız hem de fürû ve usûl fıkhında müstakil ictihad derecesini hâiz eşsiz bir fakih-muhaddistir.
Tahâvî, ilk tahsiline İmam Şâfiî'nin en seçkin talebesi ve mezhebin nâşiri olan dayısı İsmâil b. Yahyâ el-Müzenî'nin rahle-i tedrisinde başlamıştır. Ancak fıkhî meselelerde taklitten uzak, tahkik ve istidlâl odaklı zihniyeti, onu Ebû Hanîfe ve ashâbının (Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed) metodolojisini derinlemesine incelemeye sevketmiştir. Dayısının Hanefî kitaplarını gizlice mütalaa ettiğini görmesi ve Ebû Hanîfe'nin re'y ile hadis arasında kurduğu diyalektik ahenge hayran kalması neticesinde Hanefî mezhebine intikal etmiştir.
«Ben dayım Müzenî'yi sürekli Ebû Hanîfe'nin kitaplarına bakarken görürdüm. Kendi kendime dedim ki: Madem ki üstadım bu kitaplara müracaat etmeden fıkıh yapamıyor, asıl kaynağa yönelmek benim için daha evlâdır.» — İmâm et-Tahâvî
Tahâvî'nin bu geçişi kuru bir mezhep taassubu değil; bilakis hadis ilminin zengin rivayet malzemesiyle Hanefî fıkhının kıyas ve istihsan mantığını meczeden yepyeni ve abidevî bir telif çığırının doğuşudur.