Bağdat Kıraat Mektebi ve İbn Mücâhid'in Tarihsel Konumu: Yedi Kıraatin Tedvini
Hicrî dördüncü asrın başlarında İslâm dünyasının kalbi sayılan Bağdat, Şeriat ilimlerinin tedvini kadar Kur'an-ı Kerîm'in tilavet disiplinlerinin tespiti açısından da tarihi bir dönüm noktasına sahne olmuştur. Resûl-i Ekrem'den (s.a.v.) tevâtüren intikal eden kıraat vecihlerinin bir nizama kavuşturulması, keyfî tasarrufların ve sahilsiz ihtilafların önlenmesi vazifesi, asrının kıraat reisi olan Ebû Bekir Ahmed b. Mûsâ b. el-Abbâs b. Mücâhid et-Temîmî el-Bağdâdî hazretlerinin omuzlarına yüklenmiştir.
İbn Mücâhid, meşhur eseri Kitâbü's-Seb'a fi'l-Kırâ'ât ile İslâm coğrafyasının muteber merkezleri olan Medine (Nâfi'), Mekke (İbn Kesîr), Basra (Ebû Amr), Şam (İbn Âmir) ve Kûfe'nin (Âsım, Hamza, Kisâî) yedi büyük kıraat imamının rivayetlerini ilmi bir süzgeçten geçirerek ümmetin ittifakına sunmuştur. Bu muazzam tespit, sadece zâhirî bir lafız zabtı değil; vahy-i ilahînin lafzan ve mânen tahriften masun kılınmasının manevi bir kalesi olmuştur.
İbn Mücâhid'in şahsiyeti, kuru bir lügat veya nahiv âlimi kimliğinden ibaret değildi. O, Kur'an tilavetini melekût âleminin insan idrakine tenezzülü olarak gören, harflerin her bir tınısında ilahi tecellîleri müşahede eden müstesna bir zühd ve takva timsali idi. Bağdat meclislerinde tilavet ettiği âyetlerin heybetiyle dinleyenlerin kalplerini titreten bu büyük imam, kıraat ilmini zâhirî kurallardan ibaret bir fenn olmaktan çıkarıp kalbî bir marifet mektebine dönüştürmüştür.