⏳ Tahmini Okuma: 31 dk Akademik & İrfânî Tahlil

Ebû Bekir eş-Şiblî: Sekr, Cezbe, İlâhî Aşk ve Fena Külliyâtı

Valilikten Dervişlik Hırkasına, Hallâc'ın Gül Menkıbesi, Gece Niyazı ve Şathiyyât Sırrı

FASIL I: Samarra Valiliğinden Dervişlik Hırkasına: Cüneyd-i Bağdâdî'nin Eşiği

Hicri 247 (m. 861) yılında Bağdat veya Samarra'da asilzade bir ailenin evladı olarak dünyaya gelen Ebû Bekir Dülef b. Cahder eş-Şiblî, Horasan kökenli Uşrûsene emirlerinin soyundandı. Genç yaşta yüksek devlet memuriyetlerinde bulunmuş, Halife Muvaffak-Billâh devrinde Demâvend valiliği görevini icra etmiştir. İpekli kaftanlar ve altın kemerlerle saray meclislerinin en gözde ricali arasındaydı.

Ancak bir gün halifenin meclisinde şahit olduğu bir hâdise onun bütün dünyasını yıktı: Halife, vezirlerden birine şerefli bir hil'at giydirmiş; vezir ise burnunu silmek için bu hil'atin kolunu kullanınca halife gazaba gelip hil'ati üzerinden soyup veziri zindana attırmıştır. Şiblî bu sahneyi görünce kendi kendine şöyle haykırmıştır:
"Fani bir padişah, kendi verdiği fani bir beze hürmetsizlik edildi diye bu kadar gazaplanıyor. Ya mahlûkatın Hâlık'ı olan Allah Teâlâ, bana giydirdiği marifet ve iman hil'atini dünya pisliklerine bulaştırdığımda benim halim ne olacak?!"
Derhal valilik mührünü fırlatıp atmış ve Seyyidü't-Tâife Cüneyd-i Bağdâdî'nin dergâh eşiğine kapanmıştır.

FASIL II: Cüneyd'in İmtihanı: Üç Yıl Kükürt ve Tuz Satıcılığı ile Nefis Kırımı

Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri, bu eski mağrur valiyi kapıda görünce ona şöyle buyurdu:
"Ey Şiblî! İnsanlar sendeki inciyi almak için dünya kadar para öderler. Sen ise bendeki ilâhî inciyi bedavaya mı almak istersin? Git, Bağdat pazarında bir yıl boyunca kükürt satacaksın!"

Koca vali, kükürt küfesini sırtlayıp Bağdat çarşılarında dolaşmış; bir yıl sonra Cüneyd onu Demâvend'e göndererek valiyken zulmettiği veya kalbini kırdığı bütün tebaasından tek tek af diletmiştir. Üçüncü yılda ise Bağdat sokaklarında yalınayak tuz sattırarak nefsini bütünüyle ayaklar altına aldırmış; gurur kalesi yerle bir olunca onu has talebeleri halkasına dahil etmiştir.

FASIL III: Sekr ve Sahv Arasında Şiblî: İlahî Cezbenin ve Vecdin Ateşi

Tasavvuf felsefesinde Cüneyd-i Bağdâdî "Sahv" (manevi temkin, uyanıklık ve zâhir-bâtın dengesi) ekolünü temsil ederken; talebesi Ebû Bekir eş-Şiblî "Sekr" (ilâhî aşk sarhoşluğu, cezbe ve vecd taşkınlığı) meşrebinin kutbu olmuştur.

Şiblî'nin kalbine vuran ilâhî tecellîler öylesine şiddetliydi ki, bazen günlerce kendinden geçer, karlı dağlara koşar veya ateşlerin içine dalardı. Cüneyd-i Bağdâdî onun bu hali hakkında şöyle derdi:
"Biz tasavvuf ilminde edebiyat ve kelam yaptık; fakat Şiblî bu aşkın bizzat alevine dönüştü!"

FASIL IV: Hallâc-ı Mansûr ile Dostluğu ve İdam Sehpasındaki Gül Hadisesi

Şiblî, Hallâc-ı Mansûr'un en yakın yol ve sır arkadaşıydı. Hallâc "Ene'l-Hak" sırrını ifşa edip idama mahkûm edildiğinde, Bağdat meydanında darağacına çıkarılmış ve halk ona taşlar fırlatmaya başlamıştır. Hallâc atılan taşlara tebessüm ederken, kalabalıktan ayrılan Şiblî ona taş yerine kırmızı bir gül fırlatmıştır.

O anda Hallâc-ı Mansûr acıyla inlemiş ve feryat etmiştir. Sebebini sorduklarında tarihe kazınan şu cevabı vermiştir:
"Halkın attığı taşlar canımı yakmadı; çünkü onlar cehaletlerinden atıyorlar, mazurdurlar. Fakat Şiblî'nin attığı gül yüreğimi deldi geçti; çünkü o benim ne söylediğimi ve hâlimin hakikatini biliyordu!"

FASIL V: Uykuyu Kovmak İçin Gözlerine Tuz Süren Âşık: Gece Niyazı ve İstiğrak

Şiblî'nin gece ibadetindeki cehdi insan aklının sınırlarını zorlayacak derecedeydi. Geceleri uyku bastırdığında kalkar, göz kapaklarına tuz sürer veya tuzlu suyla gözlerini yıkardı. Kendisine "Kendine neden bu kadar eziyet ediyorsun?" diyenlere:
"Âşık olan kimse Ma'şûkunun divanında uyur mu? Ben gözlerime tuz basıyorum ki ebedi uykum gelmeden önce kalbim uyanık kalsın!" buyururdu.

Onun bu riyazeti, zâhirî uykunun öldürülüp bâtınî şuurun (yakaza) kesintisiz bir uyanıklığa kavuşturulması gayesine matuftu.

FASIL VI: Şathiyyât ve İrfânî Sırların Dile Gelişi: "Benim İbadetim Hayretimdir"

Şiblî hazretlerinin sözleri, zâhir ulemasının zahirî akılla çözemeyeceği derin remizler ve şathiyyâtla doluydu. Bir gün minbere çıkıp cemaate şöyle seslenmiştir:
"Ey cemaat! Eğer siz benim bildiklerimi bilseydiniz, bana deli derdiniz. Eğer ben sizin bildiklerinizle yetinseydim, ben de sizin gibi gafil olurdum. Allah beni sizin zannınızdan, sizi de benim deliliğimden muhafaza eylesin!"

Ona "İbadetin nedir?" dediklerinde: "Benim ibadetim O'nun azameti karşısında duyduğum ebedi hayrettir (hayre)" cevabını vermiştir.

FASIL VII: Tımarhane Ziyaretleri: "Beni Delilikle Suçlayanlar Aşkı Bilmeyenlerdir"

Cezbesinin taştığı dönemlerde zâhir uleması onu korumak veya tehlikeden uzaklaştırmak için Bağdat Bîmâristânı'na (tımarhane) kapatmıştır. Bir gün Bağdat'ın ileri gelenleri onu ziyarete gelip "Geçmiş olsun ey Şeyh" dediklerinde, Şiblî yerdeki taşları toplayıp üzerlerine fırlatmaya başlamıştır.

Ziyaretçiler kaçışınca Şiblî arkalarından şöyle seslenmiştir:
"Hani beni seviyordunuz? Sevilenin elinden gelen taştan kaçan kimse hakiki dost olabilir mi? Sizin dostluğunuz menfaat üzerineymiş, benim deliliğim ise aşk üzerinedir!"

FASIL VIII: Cömertlik ve Tevhid: Elinde Kalan Son Kuruşu Denize Atan Derviş

Şiblî dünyalığa zerre kadar değer vermezdi. Bir hac yolculuğunda cebinde birkaç dirhem para kaldığını fark etmiş; derhal paraları Dicle Nehri'ne fırlatarak:
"Ben Beytullah'ın sahibine gidiyorum; yol azığı olarak cebimde maden parçası taşımaktan Allah'a sığınırım!" demiştir.

Onun tevekkülü, sebepleri inkâr etmek değil; sebepleri yaratan Müsebbibü'l-Esbâb'a mutlak bir teslimiyetle rabt olmaktı.

FASIL IX: Vefatı, Son Nefesindeki Tevhid Şahadeti ve Cüneyd'in Rüyası

Ebû Bekir eş-Şiblî hazretleri, hicri 334 (m. 946) senesinde seksen yedi yaşında Bağdat'ta bekâ âlemine irtihal etmiştir. Son nefesinde yanında bulunan dervişler kendisine kelime-i tevhidi telkin ettiklerinde gözlerini açmış ve:
"Öyle bir Padişah'ın huzurundayım ki O'ndan başka diri yoktur; ben zaten O'nun zikrinden bir an bile gafil olmadım ki telkine muhtaç olayım!" diyerek son nefesini "ALLÂH" zikriyle vermiştir.

Vefatından sonra rüyada görülüp "Rabbin sana nasıl muamele etti?" diye sorulduğunda: "Rabbim bana merhametle tecelli etti ve 'Seni dünyada yaktığım aşk ateşi hürmetine Cehennem ateşine haram kıldım' buyurdu" demiştir.

FASIL X: Şiblî'nin Tasavvuf Tarihindeki Yeri: Cezbe ve Aşk Yolunun Kutbu

Ebû Bekir eş-Şiblî, İslâm tasavvufunda aşk, vecd ve cezbenin sınır tanımayan samimiyet timsalidir. O, biçimselliğe ve yapmacık zahitliğe karşı aşkın yakıcı ateşini kuşanmış; Mevlânâ'dan Yûnus Emre'ye, Attâr'dan Şems-i Tebrîzî'ye kadar bütün coşkun ariflerin ruhani ilham kaynağı olmuştur.

Onun hayatı, dünyanın bütün şan, makam ve servetlerinin ilâhî bir tecellî kıvılcımı karşısında nasıl bir saman çöpü gibi savrulup gittiğinin en muazzam tarihi delilidir.

Külliyât İçinde Araştırmaya Devam Edin

Sihravemen kütüphanesinde yer alan yüzlerce akademik monografi, İslâm felsefesi, tasavvuf metafiziği, mantık ve kelâm araştırmalarıyla ilim meclislerimizi keşfedin.

Tüm Makaleler 50 İlim Odası Mistik Araçlar
PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE

🏛️ 50 İLİM ODASI HIZLI ERİŞİM PANELİ

Melekût, Peygamberler, Veliler, Parapsikoloji ve Havas odaları arasında tek tıkla geçiş yapın:

📜 50 Oda Kataloğu 🕊️ Varlıklar Katedrali 📜 Veda Hutbesi 👁️ Parapsikoloji ⚡ 28 Simülatör