4. Asır Bağdat İlim Havzası ve Ebû Bekir el-Ebherî'nin İmameti
Hicrî dördüncü asır, Bağdat'ın mezheplerin kurumsallaştığı, büyük fıkıh ekollerinin usûl ve fürû eserlerini kemâle erdirdiği muazzam bir ilim sahnesidir. Hanefîlik ve Şâfiîliğin son derece güçlü olduğu hilafet merkezinde, İmam Mâlik b. Enes'in 'Medine Ameli'ne dayanan mektebini en yüksek zirveye taşıyan, Doğu Mâlikîliğinin tartışmasız reisi ve mutlak imamı Ebû Bekir Muhammed b. Abdullah b. Muhammed el-Ebherî el-Bağdâdî (v. 375/986) hazretleridir.
Ebherî, sadece derin bir fıkıh allâmesi ve usûl dehası değil; aynı zamanda takvası, zühdü, vakar ve heybetiyle bütün hilafet sarayını ve ulemayı kendine hayran bırakan kâmil bir mürşiddir. O, İmam Mâlik'in el-Muvatta' ve İbnü'l-Kâsım'ın el-Müdevvene mirasını Bağdat'ın yüksek felsefi ve kelâmî ikliminde yeniden yorumlamış ve bu fıkhî yapının ruhuna tasavvufi ahlakı üflemiştir.
Devrin Abbâsî halifeleri, Büveyhî emirleri ve çağdaşı olan büyük Hanefî imamı Cessâs ile Şâfiî imamı Dârekutnî, Ebû Bekir el-Ebherî'nin ilmî ve ahlaki üstünlüğü karşısında hürmetle eğilmişlerdir. Onun meclisi, zâhirî fetvaların verildiği bir mahkeme olmanın ötesinde, kalplerin dünya kirlerinden yıkandığı bir arınma dergâhı olmuştur.