Bağdat Hanefî İrfan Havzası ve Ebû Bekir el-Cessâs'ın İlmî Şahsiyeti
Hicrî dördüncü asır, İslâm fıkıh mezheplerinin usûl ve fürû kaidelerinin nihai şeklini aldığı, fıkhî ictihadın zirveye ulaştığı ihtişamlı bir dönemdir. Hilafet başkenti Bağdat'ta Hanefî mezhebinin mutlak riyaset makamında oturan, ilmi, zühdü ve sarsılmaz takvasıyla doğudan batıya bütün âlimlerin hürmetini kazanan büyük allâme, Ebû Bekir Ahmed b. Ali er-Râzî el-Cessâs hazretleridir.
Cessâs nisbesi, kireç ve alçı ticareti veya imalatıyla meşgul olmasından (veya ailesinin bu mesleğinden) kaynaklanmaktadır. O, Rey şehrinde doğmuş; ilim aşkıyla Bağdat, Basra, Kûfe ve Ahvaz gibi merkezleri dolaşmıştır. Bağdat'ta meşhur Hanefî fakihi Ebü'l-Hasan el-Kerhî'nin en seçkin talebesi ve halefi olmuş; hocasının vefatıyla birlikte Bağdat medreselerinin başmüderrisi ve Hanefî fıkhının tartışmasız reisi makamına oturmuştur.
Ebû Bekir el-Cessâs, sadece kuru metinleri nakleden bir mukallit değil; âyet ve hadislerin bâtınî gayelerini, kıyas ve istihsanın felsefi derinliklerini kavrayan dâhi bir müçtehid ve takva abidesidir. Onun fetvaları, Şeriat'ın adalet terazisini mizan kılan nebevî bir ferasetin meyvesidir.