Ba'lebek'ten İsfahan'a Bir Hezarfen: Şeyh-i Bahâî'nin Hayatı, Mimarlığı ve Şeyhülislâmlığı
İslâm medeniyetinin son büyük hezarfenlerinden (çok yönlü dâhilerinden) biri olan Bahâüddîn Muhammed b. Hüseyin el-Âmilî (v. 1030/1621) —halk arasındaki meşhur adıyla Şeyh-i Bahâî— hem zâhirî ilimlerde (fıkıh, tefsir, matematik, astronomi, mimarlık) hem de bâtınî marifetlerde (tasavvuf, irfân, cifr, simya) zirveye ulaşmış emsalsiz bir şahsiyettir.
Lübnan'ın Ba'lebek şehrinde doğan, tahsilini Horasan ve Herat'ta tamamlayan Bahâî, Safevî hükümdarı Şah I. Abbas'ın başkenti İsfahan'a davet edilmiş ve devletin en yüksek dinî ve ilmî makamı olan Şeyhülislâmlık rütbesine getirilmiştir. Şah Abbas devrinin göz kamaştırıcı İsfahan imar hamlesinin arkasındaki başmimar ve şehir plancısı bizzat Şeyh-i Bahâî'dir.
«İlim ikidir: Biri göğüsleri ferahlatan ve kalbe yakîn bahşeden irfân-ı hakîkî, diğeri ise dünyayı imar eden ve aklı keskinleştiren hendese ve riyâziyedir. Bu ikisini cem edemeyen kimse yarım âlimdir.» — Bahâüddîn el-Âmilî
Onun bütün bu ilmî, edebî ve metafiziksel müktesebatını bir araya getirdiği en meşhur ve sevilen eseri ise şüphesiz el-Keşkûl'dür.