Âşıkpaşazâde'nin Şahsiyeti ve Menşei: Bir Derviş Müverrih
Erken dönem Osmanlı tarih yazıcılığının en samimi, destansı ve kurucu siması olan Derviş Ahmed Âşıkî (Âşıkpaşazâde, 1393-1484 civarı), Anadolu irfanının köklü bir ocağına mensuptur. Meşhur mutasavvıf, Garibnâme müellifi Âşık Paşa'nın torunu, Baba İlyas-ı Horasânî'nin neslindendir. Çorum-Amasya civarındaki Elvan Çelebi zâviyesinde büyüyen Âşıkpaşazâde, hem tasavvufî terbiye almış hem de gaza meydanlarına atılmıştır.
Genç yaşta II. Murad'ın Rumeli seferlerine, Varna ve II. Kosova muharebelerine, nihayetinde 1453 İstanbul fethine bizzat bir akıncı ve gazi derviş olarak katılmıştır. Fâtih Sultan Mehmed devrinin sonlarına doğru seksen yaşını aşmış bir pir-i fâni iken, gördüklerini ve ecdadından dinlediklerini gelecek nesillere aktarmak üzere Tevârîh-i Âl-i Osmân'ı (diğer adıyla Menâkıb-ı Âl-i Osmân) kaleme almıştır.
«Bu kitabı yazmaktan muradım şudur ki: Bu Âl-i Osmân gazileridir; İslâm'ın sancağını küfrün diyarına dikmişlerdir. Onların menâkıbı ve adaletleri unutulmasın, dervişlerin ve gazilerin duası onlara yoldaş olsun.» — Âşıkpaşazâde
Eser, bir saray siparişi değil, bir gazi dervişin vicdanından taşan kurucu bir destandır.