3. Asır Bağdat Havzası ve «Şeyhü'l-Ârifîn» Unvanının Doğuşu
Hicrî 3. asrın sonları ve 4. asrın başlarında hilafet merkezi Bağdat, İslâm ilimlerinin ve tasavvuf mekteplerinin zirveye ulaştığı altın bir çağ yaşamaktaydı. Bu çağda Cüneyd-i Bağdâdî, Ebü'l-Hüseyn en-Nûrî ve Ruveym gibi devlerin hürmetle andığı, yaşı ve zühdü sebebiyle bizzat meşâyih tarafından «Şeyhü'l-Ârifîn» (Âriflerin Şeyhi) unvanıyla taltif edilen büyük imam, Ebû'l-Hasan Ali b. Muhammed b. Beşşâr ez-Zâhid (v. 313/925) hazretleridir.
Ali b. Beşşâr, Bağdat'ın zühd ocaklarında yetişmiş, ömrünü şüpheli şeylerden kaçınmaya, helal lokmanın inceliklerine ve kalbin tasfiyesine vakfetmiştir. Ebû Nuaym el-İsfahânî'nin Hilyetü'l-Evliyâ'sında ve Hatîb el-Bağdâdî'nin Târîhu Bağdâd'ında nakledildiği üzere, onun meclisi kelâm münazaralarının değil, kalpleri eriten haşyet ve edebin mektebiydi.