Ahvaz'dan Şiraz Bîmâristânı'na: Ali b. Abbâs el-Mecûsî'nin Hayatı ve Dönemin Tıp İklimi
İslam tıbbının altın çağında Ebû Bekir er-Râzî ile İbn Sînâ arasında köprü vazifesi gören en büyük hekim hiç şüphesiz Ali b. el-Abbâs el-Mecûsî'dir (Batı dünyasında bilinen adıyla Haly Abbas, ö. 384/994 civarı). Güneybatı İran'ın Ahvaz bölgesinde Zerdüştî (Mecûsî) kökenli bir ailede dünyaya gelen Ali b. Abbâs, İslamiyeti kabul etmiş ve devrin en muteber tıp üstatlarından Ebû Mâhir Mûsâ b. Seyyâr'ın talebesi olmuştur.
Tıp eğitimini Ahvaz ve Şiraz bîmâristanlarında tamamlayan Mecûsî, özellikle hastabaşı klinik gözlemleri, anatomi diseksiyonları ve farmakolojik deneyleriyle temayüz etmiştir. Büveyhî hanedanının en kudretli hükümdarı ve Şiraz ile Bağdat'taki meşhur Adudî Bîmâristânı'nın kurucusu olan Adudüddevle Fanâ Hüsrev'in (hüküm süresi 949–983) saray başhekimliğine getirilmiştir.
«Hekim, tabiatın hizmetkârıdır; tabiat bedeni iyileştirmek için çalışır, hekim ise onun önündeki engelleri kaldıran hikmet ehli bir rehberdir.» — Ali b. Abbâs el-Mecûsî
Mecûsî'nin yaşadığı 10. yüzyıl, antik Yunan tıbbının sadece tercüme edilmekle kalmayıp, İslam bîmâristanlarındaki klinik tecrübelerle radikal bir tashih ve tanzimden geçirildiği muazzam bir dönüşüm çağıdır.