BREADCRUMBS (NORMAL WEBSITE NAVIGATION STANDARD) READING TOOLBAR & ACCESSIBILITY (NORMAL WEBSITE STANDARD)
⏱️ 14 dk okuma ✦ E-E-A-T Onaylı Risale
Tezhip ve İllüstrasyon BÂB-I İRFÂN • ŞÂHİD-İ ASIR

Akşemseddin Hazretleri ve Risâletü'n-Nûriyye: Maddetü'l-Hayât, Tıp ve Mânevî Fetih Külliyatı

Fâtih Sultan Mehmed'in mürşidi Akşemseddin Hazretleri'nin Risâletü'n-Nûriyye, Maddetü'l-Hayât ve Kitâbü't-Tıbb eserleri; mikroorganizma keşfi, nûr metafiziği, Eyüp Sultan kabrinin keşfi ve Göynük irfânı.

FASIL I: Şam'dan Göynük'e Uzanan İrfan Yolu ve Hacı Bayrâm-ı Velî Çerağı

Akşemseddin Muhammed b. Hamza (1389-1459), soyu Hz. Ebûbekir es-Sıddîk'a (r.a.) dayanan büyük bir velî, hekim, kelâmcı ve devlet felsefecisidir. Şam'da dünyaya geldikten sonra henüz çocuk yaşta babası Şeyh Hamza ile Amasya Kavak kazasına hicret etmiş; küçük yaşta hıfzını ikmâl edip tefsir, hadis, fıkıh ve tıp ilimlerinde asrının yegâne allâmesi mertebesine yükselmiştir.

Zâhirî ilimlerde müderrislik makamına ulaştıktan sonra, kalbindeki mânevî arayış onu Ankara'ya, Hacı Bayrâm-ı Velî dergâhına sevk etmiştir. İlk başta tereddüt gösterip Halep'e Zeynüddin Hâfî'nin yanına gitmek üzere yola çıkmış; ancak rüyasında boynuna bir zincir takılıp Hacı Bayrâm-ı Velî'nin eşiğine çekildiğini görünce teslimiyetle geri dönmüştür. Hacı Bayrâm-ı Velî'nin çilesinde nefis tezkiyesini tamamlamış, kırk günlük halvetlerin ardından şeyhinin en kâmil halifesi ve mânevî çerağı olarak Göynük'e yerleşmiştir.

FASIL II: Maddetü'l-Hayât ve Mikroorganizma Keşfi: 'Tohum-ı Maraz'

Akşemseddin'in tıp tarihindeki en büyük inkılâbı, meşhur eseri Maddetü'l-Hayât (veya Ma'rifetü'n-Nefs) içinde ortaya koyduğu bulaşıcı hastalıklar nazariyesidir. Anton van Leeuwenhoek ve Louis Pasteur'den tam 400 yıl önce, mikropların varlığını ve havayla, suyla taşındığını ilmî olarak ispat etmiştir.

Eserinde şu târihî satırlar yer alır: 'Hastalıkların insanlarda birer birer ortaya çıktığını sanmak hatadır. Hastalık, insandan insana bulaşmak suretiyle geçer. Bu bulaşma, gözle görülmeyecek kadar küçük canlı tohumlar vasıtasıyladır.'

Burada geçen 'tohum-ı maraz' tabiri, modern mikrobiyolojinin temel taşıdır. Akşemseddin sadece teorik izahla yetinmemiş; hastaların karantinaya alınması, havalandırma, gümüş ve sirke ile dezenfeksiyon gibi devrimci tıp protokollerini Osmanlı ordu teşkilatında tatbik etmiştir.

FASIL III: Risâletü'n-Nûriyye: Nûr Metafiziği ve Zikrullah Tecellîleri

Akşemseddin'in tasavvuf sahasındaki başyapıtı Risâletü'n-Nûriyye'dir (Arapça kaleme alınmış olup bilahare Türkçeye tercüme edilmiştir). Bu eser, Kuşeyrî, Gazâlî ve Sühreverdî'nin işrâkî nur felsefesini Bayrâmî Melâmîliği ile mezceden bir şaheserdir.

Akşemseddin, insanın hakikatini ilâhî nûrun bir zuhuru olarak tarif eder. Kalbin, günah ve gaflet pasından arındırılması için 'Lâ ilâhe illallâh' zikrinin ateşine ihtiyaç vardır. Zikrullah, nefsin yedi mertebesinde yükseldikçe kalbe farklı renkte nurlar tecellî eder: Nefs-i emmârede mavi-siyah zulmet nurları; levvâmede kızıl nurlar; mülhimede sarı güneş nurları; mutmainnede zümrüt yeşili nurlar; râdiyede saf beyaz nurlar; mardiyyede billûr şeffaf nurlar; kâmilede ise idraki aşan Zâtî Nûr tecellî eder.

FASIL IV: Hall-i Müşkilât ve Def'u Metâin: Vahdet-i Vücûd Müdafaası

Akşemseddin, asrında İbnü'l-Arabî ve Vahdet-i Vücûd mektebine yöneltilen itirazları çürütmek amacıyla Def'u Metâin ve Hall-i Müşkilât risalelerini telif etmiştir. Bazı zâhir ulemasının 'hulûl' veya 'ittihad' zannettiği incelikleri, Ehl-i Sünnet akaidi dairesinde şerh etmiştir.

Ona göre Vahdet-i Vücûd; kâinatın Hâlık ile aynı olması demek değil, Hakk'ın mutlak varlığı karşısında mâsivânın (yaratılmışların) müstakil bir varlığa sahip olmaması, birer gölge ve ayna mesabesinde bulunması demektir. Aynadaki yansıma, aynanın kendisi olmadığı gibi; kesret de vahdetin tecellî libasıdır. Bu risaleler, Osmanlı devlet felsefesinin Vahdet-i Vücûd irfanıyla yoğrulmasında mihenk taşı vazifesi görmüştür.

FASIL V: İstanbul'un Fethi ve Fâtih Sultan Mehmed'in Rûhî Eğitimi

Akşemseddin, II. Mehmed'in çocukluğundan itibaren yanında bulunmuş, şehzadenin hem zâhirî ilimlerde hem de mânevî fütûhatta pişmesini sağlamıştır. II. Mehmed tahta çıktığında, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) 'Konstantiniyye elbette fetholunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir' tebşîrâtını genç pâdişâhın kalbine bir hedef olarak nakşetmiştir.

1453 kuşatmasının en buhranlı günlerinde, gemilerin karadan Haliç'e indirilmesi ve son hücum gecesinde Akşemseddin'in çadırında secdelere kapanıp sakalı toprağa karışıncaya dek ettiği yakarışlar, fethin mânevî omurgasıdır. Pâdişâh fethin sabahında ordusuyla şehre girerken halkın çiçekleri Akşemseddin'e uzatması üzerine, büyük velî 'Pâdişâh odur, ona veriniz' demiş; Fâtih ise 'Gidiniz yine ona veriniz, pâdişâh benim ama o benim kalbimin pâdişâhıdır' buyurmuştur.

FASIL VI: Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin (r.a.) Kabr-i Şerîfinin Keşfi

İstanbul'un fethinin akabinde Akşemseddin'in gerçekleştirdiği en muazzam mânevî keşif, hicrî 52 yılında Kostantiniyye surları önünde şehit düşen Mihmandâr-ı Nebevî Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin (r.a.) kaybolmuş kabrinin yerini tayin etmesidir.

Akşemseddin, Ayvansaray yakınlarında bir tepeye yönelip 'Burada bir nur sütunu göğe yükselmektedir' diyerek toprağı işaret etmiştir. Kazı yapıldığında iki arşın derinde üzerinde kûfî hatla 'Hâzâ kabru Ebî Eyyûb el-Ensârî' yazılı mermer lahit bulunmuştur. Fâtih Sultan Mehmed derhal buraya bir türbe ve cami (Eyüp Sultan Külliyesi) inşa ettirmiş; Osmanlı pâdişâhlarının tahta çıkışlarında kılıç kuşanma merasimi bu mukaddes makamda icra edilmiştir.

FASIL VII: Akşemseddin'in Tıbbî Ekolü ve Bitkisel Şifâ Terkipleri

Akşemseddin, tıp ilminde İbn Sînâ ve Râzî geleneklerini Türk-İslâm coğrafyasının endemik nebatâtıyla birleştirmiştir. Akıl ve ruh hastalıklarının bedensel dengesizliklerle (ahlat-ı erbaa) doğrudan alâkadar olduğunu tespit etmiştir.

Özellikle melankoli, mâl-i hülyâ ve sayıklama hallerinde karanfil, oğulotu (melisa), laden ve safran terkiplerini musiki makamlarıyla bir arada tatbik etmiştir. Salgın hastalıklarda karantina uygulayan ilk hekimlerdendir; Göynük'te kurduğu şifâhânede halkı ücretsiz tedavi etmiş, hem bedeni hem de ruhu şifâlandıran bir 'Tabîb-i Kulûb' (kalplerin hekimi) olarak anılmıştır.

FASIL VIII: Kitâbü't-Tıbb ve Kanser (Seratân) Teşhis Protokolleri

Akşemseddin'in kayıp sanılan ancak yazma nüshaları Süleymaniye Kütüphanesi'nde muhafaza edilen Kitâbü't-Tıbb adlı eserinde, dönemin en korkutucu illeti olan 'Seratân' (Kanser) hakkında şaşırtıcı tespitler yer alır.

Kanserin erken teşhisinde damarların şekil bozukluklarını, doku sertleşmelerini ve vücut ısısındaki bölgesel anomalileri tahlil etmiştir. Kanserin dağlanması veya bıçakla kesilmesinin hastalığı daha hızlı yayacağını (metastaz) belirterek, tümörlü dokuların cerrahî müdahalesinde son derece dikkatli olunması gerektiğini kaydetmiştir. Bu tahliller, modern onkoloji cerrahisinin temel prensipleriyle birebir örtüşmektedir.

FASIL IX: Göynük Halvetgâhı, Çilehâne Nizamı ve Vefatı

Fethin ardından Fâtih Sultan Mehmed'in kendisine teklif ettiği vezirlik, hazineler ve saray ikramlarını nefsine bir perde addetmiş; sessizce İstanbul'dan ayrılarak Bolu Göynük'e çekilmiştir. Burada kendi elleriyle bir mescit, değirmen ve çilehâne inşa etmiştir.

1459 yılında Göynük'te vefat ettiğinde geriye zenginlik değil; binlerce talebe, Risâletü'n-Nûriyye, Maddetü'l-Hayât gibi ölümsüz şaheserler ve kutlu bir fetih mîrâsı bırakmıştır. Türbesi bugün Göynük'te, asırlardır gönülleri nurlandıran büyük bir feyz ve ziyaret merkezidir.

FASIL X: Halvet-i Bayrâmiyye ve Erba'în Riyâzetinin Mânevî Disiplini

Akşemseddin Hazretleri, Bayrâmî yolunda sâlikin seyr-i sülûkunu kırk günlük çile ve halvet (erba'în) nizamıyla terbiye etmiştir. Halvet, sâlikin mâsivâdan (Allah dışındaki her şeyden) tamamen el çekip karanlık bir hücrede yalnızca zikrullah, tefekkür ve istiğfar ile meşgul olmasıdır.

Bu riyâzet esnasında sâlike verilen az gıda (kıllet-i taâm), az uyku (kıllet-i menâm) ve az konuşma (kıllet-i kelâm), bedenin kesif tabiatını inceltip rûhun lâtif nurunu galip kılmak içindir. Akşemseddin, halvette iken görülen keşif ve rüyaların şeytanî mi yoksa rahmânî mi olduğunu ayırt eden kılavuz kaideleri Risâletü'n-Nûriyye'sinde birer birer şerh etmiştir.

FASIL XI: Kitâbü'l-Envâr ve Kalbin Yedi Tabakasının Anatomisi

Akşemseddin'in tasavvufî psikolojiye dair risalelerinde kalbin anatomisi zâhirî bir et parçasından ibaret görülmez. Kalp yedi iç içe geçmiş lâtif daireden meydana gelir: Sadr (İslâm mahalli), Kalb (İman ve mârifet mahalli), Şegaf (Aşk ve muhabbet mahalli), Fuâd (Müşâhede ve rü'yet mahalli), Habbetü'l-Kalb (İlâhî feyzin odağı), Süveydâ (Gayb sırlarının hazinesi) ve Mühcetü'l-Kalb (Zâtî tecellî arşı).

Hastalıklar sadece bedene değil, bu lâtif merkezlere de sirayet edebilir; nitekim kibir, haset ve riyâ kalbin manevî mikroplarıdır. Bu sebeple Akşemseddin hem cismanî hem de rûhanî hekimliğin zirve timsalidir.

FASIL XII: Fâtih'in Akşemseddin'e Mektupları ve Devlet-i Aliyye'nin İrfânî Ahidnâmesi

Fâtih Sultan Mehmed'in fetihten sonra Akşemseddin'e gönderdiği özel mektuplar, bir cihan imparatorunun mürşidine olan edep ve muhabbetini belgeleyen en kıymetli târihî vesikalardır. Pâdişâh mektuplarında 'Benim aziz mürşidim, kalbimin nûru' hitabıyla devlette karşılaştığı güçlükleri ve aldığı kararları danışmış; Akşemseddin ise ona daima adaletten ayrılmamayı, kibre kapılmamayı ve fethin asıl sahibinin Cenâb-ı Hak olduğunu hatırlatmıştır.

Bu mektuplar, Osmanlı saltanatının kuru bir cihangirlik davası değil, ilâhî adaleti yeryüzünde ikame etme gayesi taşıyan bir 'Nizâm-ı Âlem' mefkûresi olduğunun en canlı şahididir.
PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE

🏛️ 50 İLİM ODASI HIZLI ERİŞİM PANELİ

Melekût, Peygamberler, Veliler, Parapsikoloji ve Havas odaları arasında tek tıkla geçiş yapın:

📜 50 Oda Kataloğu 🕊️ Varlıklar Katedrali 📜 Veda Hutbesi 👁️ Parapsikoloji ⚡ 28 Simülatör