Fes İrfan Havzası ve Şeyh Ahmed Zarrûk'un İlmî Şahsiyeti
İslâm dünyasının batı ucunda, Mağrip'in kadim şehri Fes'te hicrî 846 (miladî 1442) yılında dünyaya gelen Şeyh Ebü'l-Abbâs Ahmed b. Ahmed b. Muhammed b. Îsâ el-Burnusî el-Fâsî, meşhur unvanıyla Ahmed Zarrûk; fıkıh ile tasavvufu, zahirî ahkâm ile bâtınî marifeti kusursuz bir mizanla birleştiren kutlu bir irfan abidesidir. 'Zarrûk' (mavi gözlü) lakabını atalarından tevarüs eden bu büyük veli, henüz kundakta iken anne ve babasını kaybetmiş; zâhide ve fâkıhe olan ebeannesi Ümmü'l-Benîn'in manevî terbiyesi altında büyümüştür.
Genç yaşta Kur'an'ı hıfzeden Zarrûk, Fes'in ilim güneşi Karaviyyîn Camii ve Medresesi'nde devrin en büyük Mâlikî fukahâsından usûl, fürû, tefsir, hadis ve mantık tahsil etmiştir. Zarrûk, ilmi sadece zihnî bir malumat yığını olarak değil; kalbi arındıran, nefsin gizli hilelerini ve riyayı kökünden kazıyan bir nûr olarak idrak etmiştir. İbn Hallikân ve Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî'nin Neylü'l-İbtihâc'ında nakledildiği üzere Zarrûk, ilim meclislerinde fetva verirken kılı kırk yaran bir fakih, zikir halkalarında ise gözyaşları sel olan bir dervişti.
Mağrip'te başlayan ilim ve seyr ü sülûk yolculuğu onu Kahire'ye, Medine-i Münevvere'ye, Mekke-i Mükerreme'ye ve Trablusgarp'a (Libya/Mısrâte) taşımıştır. Kahire'de Şemseddin es-Sehâvî'den hadis okumuş; Şâzeliyye tarikatının büyük mürşidi Ebü'l-Abbâs el-Hadramî'ye intisap ederek bâtınî seyrini kemâle erdirmiştir. O, 'Şeriatın lisanı, Hakikatin muhafızı' olarak anılmıştır.