Afîfüddîn et-Tilimsânî: Şerhu Mevâkıf, Vahdet-i Vücûd ve Esmâ Metafiziği Külliyâtı
Sadrüddîn-i Konevî Çevresinin Büyük Mütefekkiri; Nifferî Şerhi, Ma'ânî Esrâri'l-Esmâ, Tâiyye İrfânı ve Mutlak Vücûd Mertebeleri Üzerine 10 Fasıllık Büyük Monografi.
FASIL I: Mağrib'den Dımaşk'a Bir İrfan Yıldızı: Süleyman el-Kûmî et-Tilimsânî
Afîfüddîn lakabıyla maruf Süleyman b. Ali b. Abdillâh et-Tilimsânî (ö. 690/1291), Cezayir'in Tlemsen (Tilimsân) şehrinde doğup Şam, Kahire ve Anadolu irfan havzalarında iz bırakan VII. hicrî asrın en cesur mutasavvıf-filozoflarındandır. Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arabî'nin talebesi ve Vahdet-i Vücûd mektebinin mimarı Sadrüddîn-i Konevî'nin yakın dostu olan Tilimsânî, hem felsefî vukūfiyeti hem de tasavvufî şathiyyâtı kavrayıştaki derinliğiyle temayüz etmiştir.
Dımaşk'ta Hanka-i Saîdiyye şeyhliği yapan, aynı zamanda devrinin en seçkin lirik ve irfanî şairlerinden kabul edilen Tilimsânî; zâhir ulemasının zahirî lafızlara hapsolduğu bir çağda varlığın mutlak vahdetini, esmâ-i hüsnânın zâtî mertebelerini ve aşk metafiziğini sistematik olarak savunmuştur.
FASIL II: Konevî Mektebi ve Ekberî Düşünce Zirvesindeki Konumu
Sadrüddîn-i Konevî, Müeyyedüddîn el-Cendî ve Sa'deddîn-i Fergānî ile birlikte Tilimsânî, İbnü'l-Arabî sonrası vahdet-i vücûd mektebinin dört kurucu rüknünden biridir. Konevî'nin teorik ve mantıkî ıstılahlarla ördüğü varlık mertebeleri nazariyesini Tilimsânî, aşkî ve cezbevî bir berraklıkla mezcetmiştir.
Konevî meclislerinde Fusûsü'l-Hikem ve İbnü'l-Fârız divanı müzakere edilirken Tilimsânî'nin getirdiği şerhler, mektebin en yüksek metafizik açılımlarını teşkil etmiştir. O, varlığın kesrette vahdet, vahdette kesret dengesini en tavizsiz tenzih diliyle izah eden bir kutup noktasıdır.
FASIL III: Şerhu Mevâkıfi'n-Nifferî: Cezbe Metninin Vahdet-i Vücûd Yorumu
Tilimsânî'nin ilim dünyasına en büyük hediyelerinden biri, Nifferî'nin kapalı ve esrarlı eseri Kitâbü'l-Mevâkıf üzerine yazdığı hacimli şerhtir. Tilimsânî, Nifferî'nin "Evkıfnî" nidasıyla başlayan duruşlarını, tasavvufi sülûkun merhaleleri ve varlığın tecellî taayyünleri olarak şerhetmiştir.
Nifferî'nin "Vakfe ilim ve mârifetin ötesindedir" sözünü Tilimsânî şöyle açıklar: İlim taalluk sıfatıdır ve mâlûma muhtaçtır. Mârifet idrak sıfatıdır ve idrak edilene muhtaçtır. Oysa Vücûd-ı Mutlak, her türlü taalluk ve nispetten münezzehtir. Vâkıf, Zât'ın Ahadiyetinde yok olan (fâni olan) ve Hakk'ın Zâtıyla bākî kalan ehl-i hakikattir.
FASIL IV: Ma'ânî Esrâri'l-Esmâi'l-Hüsnâ: Zâtî ve Sıfâtî İsimler Ontolojisi
Tilimsânî'nin şaheserlerinden Şerhu Esmâi'l-Hüsnâ (Ma'ânî Esrârı'l-Esmâ), Gazâlî ve Fahruddîn er-Râzî'nin esmâ şerhlerinden farklı olarak tamamen vahdet-i vücûd ontolojisi üzerine bina edilmiştir. Tilimsânî'ye göre her bir Esmâ-i İlâhiyye, Zât'ın belirli bir mertebedeki tecellî hükmüdür:
Eserde 'Allâh' ism-i câmisinin bütün isimleri zatında topladığı, 'er-Rahmân' isminin vücûdî feyzi varlığa yaydığı, 'el-Kuddûs' ve 'es-Selâm' isimlerinin tenzihî hakikatleri adım adım tahlil edilir.
FASIL V: Şerhu Tâiyyeti İbni'l-Fâriz: Aşkın Metafizik Manifestosu
Arap şiirinin en büyük tasavvufi destanı sayılan İbnü'l-Fârız'ın 761 beyitlik Nazmu's-Sülûk (et-Tâiyyetü'l-Kübrâ) kasidesine Tilimsânî'nin yazdığı şerh, aşk ile vahdeti meczeden benzersiz bir başyapıttır. Fergānî ve Cendî'nin şerhleriyle yarışan bu eser, âşığın ma'şûkta fenâ bulup nihayet Ma'şûk'un bizzat kendisi olduğu hakikatine erdiği 'cemü'l-cem' mertebesini beyan eder.
Tilimsânî şerhinde, İbnü'l-Fârız'ın cezbe terennümlerini felsefî kavramlarla tahkim etmiş, ruhun ezelî vatanından ayrılıp beden kafesine inişini ve aşk kanatlarıyla tekrar ilâhî vahdete yükselişini felsefî bir seyr-i sülûk olarak tescil etmiştir.
FASIL VI: Şerhu Menâzili's-Sâirîn: Herevî'nin Yüz Makamına Felsefî Bakış
Hâce Abdullah el-Herevî'nin amelî sülûk rehberi Menâzilü's-Sâirîn'ine Kāşânî ve Tilimsânî tarafından yazılan şerhler, eseri ahlâk kitabından ontoloji katedraline dönüştürmüştür. Tilimsânî, tövbeden tevhîde kadar uzanan yüz menzili nefsin mertebeleri ve tecellîlerin idraki olarak ele almıştır.
Tilimsânî'ye göre sâlik menzilleri aşarken aslında dışarıda bir yere gitmez; kendi nefsinin zannî varlığından Hakk'ın hakikî varlığına doğru uyanır. Her makam, bir sonraki makamın nûru karşısında bir hicap halini alır; tâ ki tevhîd makamında bütün makamlar yok oluncaya dek.
FASIL VII: Şerhu Fusûsi'l-Hikem: Peygamberlerin Kelime Hikmetleri
Tilimsânî, İbnü'l-Arabî'nin Fusûsü'l-Hikem'ini de şerhederek 27 peygamberin hakikatini ilâhî kelimeler olarak yorumlamıştır. Cendî şerhinden daha muhtasar ve öz olan bu çalışma, peygamberlerin her birinin Hak Teâlâ'nın bir isminin mazharı olduğunu ve nübüvvetin insanlığın kemâl haritasını tamamladığını ispatlar.
Hz. Âdem'in 'İlâhî Hikmet'i ile başlayan daire, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) 'Ferdî Hikmet'i ile kemâle erer. Tilimsânî bu şerhle, tasavvuf ile peygamberlik müessesesi arasındaki kopmaz bağı en sağlam zemin üzerine oturtmuştur.
FASIL VIII: Şathiyyât ve Zâhir Ulemasının İtirazları: İbn Teymiyye Polemiği
Tilimsânî, düşüncelerini hiçbir sansüre uğratmadan en çıplak haliyle ifade ettiği için İbn Teymiyye ve İbn Kayyim el-Cevziyye gibi Selefî âlimlerin en şiddetli hücumlarına maruz kalmıştır. İbn Teymiyye, Tilimsânî'yi İbnü'l-Arabî'den bile daha radikal bir 'ittihad ve hulûl' taraftarı olmakla suçlamıştır.
Oysa Tilimsânî'nin metinleri dikkatle incelendiğinde onun hulûl (Hakk'ın mahlûka girmesi) veya ittihadı (iki varlığın birleşmesi) kesinlikle reddettiği görülür. Çünkü hulûl ve ittihad iki ayrı varlığı gerektirir; oysa vahdet-i vücûdda Hak'tan başka zâtî bir varlık yoktur ki O bir şeye girsin veya bir şey O'na katılsın! Tilimsânî'nin suçu, mutlak tevhîdin ateşini saklamadan haykırmış olmasıdır.
FASIL IX: Şâirliği ve Dîvânı: İrfânın Şiirsel Melodisi
Tilimsânî yalnızca bir tefekkür abidesi değil; Arap edebiyatının en zarif gazel ve kaside ustalarındandır. Matbu Dîvân'ında toplanan şiirleri, İbnü'l-Fârız'ın coşkusu ile İbnü'l-Arabî'nin metafiziğini bir araya getirir. Oğlu Şâbbü'z-Zarîf lakaplı Muhammed de devrinin en meşhur şairlerinden olmuştur.
Şiirlerinde mecazî aşk ile hakikî aşk arasındaki perdeyi kaldıran Tilimsânî, sevgilinin yüzündeki her zerrede Hakk'ın cemâlini gördüğünü ve kainatın baştan başa ilâhî bir gazel olduğunu terennüm eder.
FASIL X: Tilimsânî'nin Mirası: İrfanın Tavizsiz Cesareti
Afîfüddîn et-Tilimsânî, İslâm düşünce tarihinde Vahdet-i Vücûd irfânını lafız oyunlarından ve korkakça geri adımlardan kurtaran en berrak seslerden biridir. Nifferî'yi anlayıp şerheden, İbnü'l-Fârız'ı felsefîleştiren ve Esmâ-i Hüsnâ'nın zâtî kodlarını çözen bu büyük ârif; zihnî putları kıran tavizsiz tevhîd anlayışıyla bugün de tefekkür dünyamıza ışık tutmaktadır.
Onun eserleri, taklit ve şekilcilik batağına saplanan akıllara mutlak hürriyetin ve hakikî tevhîdin kapısını açan birer irfan feneridir.