FASIL I: Şeyh Abdülganî en-Nablusî'nin Hayatı, Müceddidliği ve Şam İrfanı
Hicri 1050 (Miladi 1641) senesinde Emevi hilafetinin kadim başkenti Şam-ı Şerîf'te ilim ve irfanla maruf bir ailede dünyaya gelen Kutbü'l-Ârifîn Şeyh Abdülganî b. İsmâil en-Nablusî el-Kâdirî en-Nakşibendî (v. 1143/1731); 17. ve 18. yüzyıl Osmanlı coğrafyasının en büyük allâmesi, fıkıh müctehidi, hadis hâfızı ve tasavvuf kutbudur. Babası İsmâil Efendi Şam Emeviye Camii müderrislerindendir.
Genç yaşında fıkıh, tefsir, usûl ve lügat ilimlerinde devrinin üstatlarını geride bırakmış; ardından Şeyh Abdürrezzâk el-Kîlânî'den Kadiriyye, Şeyh Ahmed el-Ukaylî'den Nakşibendiyye hırkasını giymiştir. Yedi yıl boyunca evinde tam bir halvet hayatı yaşamış; bu riyazet neticesinde kalbinden hikmet pınarları fışkırarak 200'den fazla abidevi eser telif etmiştir. İbnü'l-Arabî'nin türbesinin bulunduğu Şam Sâlihiyye semtinde medfundur.
FASIL II: Rüyaların Ontolojik Mahiyeti: Âlem-i Misâl ve Berzah Boyutunun Hakikati
Nablusî'ye göre rüya, modern psikolojinin iddia ettiği gibi sadece zihinsel artıkların veya bastırılmış dürtülerin rastgele boşalması değildir. İnsan uykuya daldığında, 'küçük ölüm' (el-Mevtü'l-Asgar) vuku bulur; ruhun bedenle olan kesif maddî irtibatı gevşer ve bilinç Âlem-i Misâl (İmajinal Boyut) perdesini aralar.
Âlem-i Misâl; soyut manaların suret giydiği, somut cisimlerin ise latifleştiği bir berzah âlemidir. Örneğin 'ilim' manası bu alemde 'süt' veya 'su' suretine bürünür; 'adalet ve zafer' manası 'keskin bir kılıç' olarak görünür; 'sinsi düşmanlık ve vesvese' ise 'yılan' suretinde tezahür eder. Rüyayı tabir etmek demek; bu misâlî sembollerin arkasındaki ilahi hakikati deşifre etmek demektir.
FASIL III: Ta'tîrü'l-Enâm fî Ta'bîri'l-Menâm: Başyapıtın İlmî Metodolojisi
Nablusî'nin tüm dünyada kabul gören ölümsüz şaheseri Ta'tîrü'l-Enâm fî Ta'bîri'l-Menâm (İnsanlığın Kokulanması: Rüya Tabirleri Ansiklopedisi); alfabetik düzende binlerce rüya sembolünün tevilini açıklar. Nablusî'nin metodolojisi şu üç temel esasa dayanır:
- Kur'an-ı Kerim Âyetlerinden İstinbât: Kur'an'da bir kelime hangi manada kullanılmışsa, rüyadaki sembol de öncelikle o âyetle yorumlanır (Örn: Odun = Münafıklık [Münâfikûn 4], Taş = Katı kalp [Bakara 74]).
- Hadis-i Şerifler ve Peygamber Tabirleri: Resûlullah'ın (s.a.v.) bizzat yaptığı rüya tabirleri esas alınır (Örn: Rüyada kadeh dolusu süt içmek = İlim ve fıtrat).
- Kişinin Hal ve Takva Derecesi: Aynı rüyayı gören bir âlim ile bir günahkârın tabiri taban tabana zıttır. Zira semboller kişinin aurasının temizliği oranında berraklaşır.
FASIL IV: Üç Temel Rüya Çeşidi ve Ayırt Edilme Yolları
Hadis-i şerifte (Buhârî ve Müslim) bildirildiği üzere rüyalar üç kısımdır:
- 1. Rüyâ-yı Sâdıka (Rahmânî Rüya): Peygamberliğin kırk altıda bir parçası olan, melekût âleminden gelen ilahi müjde veya ikazlardır. Sabah uyandığında berrak olarak hatırlanır, ruhta derin bir huzur bırakır.
- 2. Hılm-ı Şeytânî (Şeytanın Korkutmaları): Şeytanın insanı kederlendirmek, korkutmak veya şüpheye düşürmek için gösterdiği dehşetli kabuslar, yüksekten düşmeler veya haram suretlerdir. Uyanınca sol tarafa üç kez tükürüp Eûzü besmele çekilmeli ve kimseye anlatılmamalıdır.
- 3. Hâdîsü'n-Nefs (Bilinçaltı & Mizaç Rüyaları): Gün içindeki meşguliyetler, yorgunluk, aşırı yemek veya vücut hıltlarının (safra, kan, balgam, sevda) dengesizliğinden doğan karmaşık hayallerdir.
FASIL V: Temel Rüya Sembollerinin Bâtınî ve Tasavvufî Manaları
Nablusî'nin şerhinden bazı temel mistik semboller:
- Deniz: Cenâb-ı Hakk'ın azameti, sonsuz ilim veya adil bir hükümdardır. Denizden su içmek ilahi feyze ermektir.
- Güneş: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), adil halife veya kalpteki basiret nurudur.
- Ay: İlim ehli veliler, mürşid-i kâmil veya adaletli vezirdir.
- Kâbe'yi Görmek: Amelde istikamet, imanda emniyet ve ilahi rızaya mazhariyettir.
- Uçmak / Havalanmak: Ruhun kesafetten letafete yükselmesi, seyahat veya makam terakkisidir.