FASIL I: Abdal Mûsâ Sultan'ın Tarihî Şahsiyeti, Nesebi ve Horasan Mayası
14. yüzyıl Anadolu'sunun en büyük manevi mimarlarından, Horasan Erenlerinin kutbu Abdal Mûsâ Sultan (k.s.), Hacı Bektâş-ı Velî hazretlerinin amcazadesi ve baş halifesidir. Aslen Horasan'ın Hoy kasabasından gelmiş; Hacı Bektâş dergahında yetiştikten sonra Anadolu'nun fethini ve manevi imarını gerçekleştiren 'Gaziyân-ı Rûm' ve 'Abdalân-ı Rûm' zümresinin serdarı olmuştur.
Orhan Gazi devrinde Bursa'nın fethine (1326) dervişleriyle bizzat katılmış, Geyikli Baba ve Seyyid Postinpûş ile birlikte gazalarda bulunmuştur. Bursa fethinden sonra Akdeniz sınır boylarını irşat etmek üzere Antalya'nın Elmalı kazasına bağlı Tekke köyüne yerleşmiş ve asırlarca sönmeyecek bir irfan ocağı kurmuştur.
FASIL II: Velâyetnâme-i Abdal Mûsâ: Edebi, Tasavvufî ve Kültürel Tahlil
Abdal Mûsâ Sultan'ın menkıbelerini, hikmetlerini ve dervişlik ahlakını anlatan Velâyetnâme-i Abdal Mûsâ; Türk tasavvuf edebiyatının en kıymetli şaheserlerindendir. Eserde menkıbeler kuru birer harikuladelik anlatısı değil; nefsin terbiyesi, kibir putunun kırılması ve Hakk'a teslimiyetin sembolik tablolarıdır.
Abdal Mûsâ ocağında pişen dervişlerin temel şiârı: 'Yolumuz sevgi, barış ve kardeşlik yoludur. İncinsen de incitme!' ilkesidir. Dergahında gece gündüz kazanlar kaynamış; yolcuya, garipe, yetime ve kimsesize kapılar ardına kadar açık tutulmuştur.
FASIL III: Kaygusuz Abdal (Gaybî Bey) Menkıbesi: Avcı İken Av Olmak
Velâyetnâme'nin en çarpıcı bahsi, Alâiye (Alanya) Beyi'nin oğlu Gaybî Bey'in dergaha mürid oluş destanıdır. Av meraklısı genç Gaybî Bey, ormanda gördüğü ala bir geyiğe ok atar; yaralanan geyik Abdal Mûsâ dergahının kapısından içeri süzülür. Gaybî arkasından dergaha girip avını istediğinde, Abdal Mûsâ Sultan koltuğunu kaldırır; Gaybî'nin attığı kanlı ok kendi koltuğunun altına saplanmıştır!
Bu mucizeyi gören Gaybî Bey, dünyevi tacı, tahtı, şehzadeliği bir anda terk ederek Abdal Mûsâ'nın ayaklarına kapanmış ve: 'Ben geyik avlamaya çıktım meğer Hakk avcısı beni avladı!' demiştir. 40 yıl dergahta odun çekip nefsini eriten Gaybî, hocası tarafından Kaygusuz Abdal mahlasıyla taçlandırılmış ve Türk tasavvuf şiirinin zirvesi olmuştur.
FASIL IV: Dört Kapı Kırk Makam Erkânı
Abdal Mûsâ dergahında talibin manevi yükselişi Hacı Bektâş-ı Velî'nin formüle ettiği Dört Kapı Kırk Makam üzerinden yürürdü: Şeriat (Kulluk ve ibadet kapısı), Tarikat (Mürşide ikrar ve hizmet kapısı), Marifet (Kalp gözüyle basiret kapısı) ve Hakikat (Vahdet-i vücûd ve ilahi vuslat kapısı). Bu kapıları geçmeyen kişi 'çiğ' kabul edilir, pişmeden meydana alınmazdı.
FASIL V: Elmalı İrfan Havzası ve Anadolu'nun Manevi Mayası
Abdal Mûsâ Sultan ile mayalanan Antalya Elmalı havzası; asırlar boyunca Vahib-i Ümmî, Sinan-ı Ümmî, Niyâzî-i Mısrî ve nihayet Cumhuriyet devrinin abidevi Kur'an müfessiri Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır gibi devasa ilim ve irfan şahsiyetleri yetiştirmiştir.