İlm-i Nücûm, İslâm medeniyetinde iki ana kola ayrılarak tetkik edilmiştir: Biri gök cisimlerinin hareketlerini, mesafelerini, tutulmalarını ve geometrik nizamını matematiksel olarak inceleyen İlm-i Hey'et (Astronomi); diğeri ise bu kozmik hareketlerin yeryüzü ve insan tabiatı üzerindeki sembolik ve mevsimsel tesirlerini tefekkür eden Ahkâm-ı Nücûm'dur. İslâm âlimleri astrolojik kehanet ve kader tayini iddialarını bâtıl sayarak şiddetle reddetmiş; buna mukabil gökyüzünü Cenâb-ı Hakk'ın azamet, hikmet ve intizamını gösteren muazzam bir tecellîgâh olarak mütalaa etmişlerdir.
FASIL I: Kur'an-ı Kerîm'de Burçlar ve Semâvî Felekler
Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerîm, gökyüzünün ve yıldızların yaratılış gayesini açıkça beyan buyurur: "Göklerde burçları var eden, onların içinde bir kandil (Güneş) ve nurlu bir Ay kılan Allah'ın şanı ne yücedir!" (Furkân, 25/61). Ayrıca Bürûc Sûresi doğrudan "Ves-semâi zâti'l-bürûc" (Burçlarla dolu göğe andolsun) âyetiyle başlar.
Müfessirler ve İslâm astronomları burçları üç temel hikmetle açıklamışlardır:
- Zînet (Estetik ve İhtişam): Gökyüzünün temaşa eden insan ruhunda hayret ve tazim uyandıran eşsiz kandillerle donatılması.
- Hidayet ve Rehberlik (Yön ve Takvim): Gece karanlığında karada ve denizde yol bulma, namaz vakitlerini ve kıble istikametini tayin etme vasıtası.
- İntizam ve Ölçü (Kadir ve Mizan): Güneş ve Ay'ın hassas hesaplarla hareket ederek mevsimleri, ekin zamanlarını ve ömür takvimini tanzim etmesi (Rahmân, 55/5).
FASIL II: Dokuz Semâvî Felek ve Kozmolojik Hiyerarşi
İbnü'l-Arabî ve İslâm kozmologlarının tasnifine göre, madde âleminden ilâhî Arş'a kadar iç içe geçmiş dokuz küre (Eflâk-ı Tis'a) mevcuttur:
| Felek Derecesi | Gök Cismi / Makam | Manevi / Tasavvufî Karşılığı | İlişkili Peygamber |
|---|---|---|---|
| 1. Felek | Kamer (Ay) Feleği | Oluş ve Bozuluş (Kevn ü Fesâd) sınır kapısı | Hz. Âdem (a.s.) |
| 2. Felek | Utârid (Merkür) Feleği | Yazı, hesap, hendese ve aklî idrak nûru | Hz. İdrîs (a.s.) |
| 3. Felek | Zühre (Venüs) Feleği | Hüsn, cemâl, ülfet ve muhabbet cilvesi | Hz. Yûsuf (a.s.) |
| 4. Felek | Şems (Güneş) Feleği | Kâinatın kalbi, hayat menbaı ve nûr mihveri | Hz. İdrîs / Hz. Îsâ (a.s.) |
| 5. Felek | Merih (Mars) Feleği | Celâl tecellîsi, gayret, cihad ve kuvvet | Hz. Hârûn (a.s.) |
| 6. Felek | Müşteri (Jüpiter) Feleği | Adalet, saadet, cömertlik ve hikmet | Hz. Mûsâ (a.s.) |
| 7. Felek | Zuhal (Satürn) Feleği | Sebat, derin sır, sabır ve zühd makamı | Hz. İbrâhîm (a.s.) |
| 8. Felek | Felekü'l-Bürûc (Sabit Yıldızlar) | 12 Burç ve 28 Kamer Menzilinin bulunduğu Kürsî feleği | Ruhanîler Meclisi |
| 9. Felek | Felekü'l-Aksâ / Felek-i Atlas | Yıldızsız yüce küre, Arş-ı Rahmân'ın cismanî tecellîsi | Hamele-i Arş |
FASIL III: Merâga, Semerkant ve İstanbul Rasathanelerinin Mirası
İslâm astronomları dünya bilim tarihine yön veren rasathaneler kurmuşlardır. Nasîrüddîn et-Tûsî'nin 1259'da kurduğu Merâga Rasathanesi, Batlamyus modelindeki hataları düzelten 'Tûsî Çifti' (Tusi Couple) teoremini geliştirmiştir. Uluğ Bey'in Semerkant Rasathanesi'nde hazırladığı Zîc-i Uluğ Bey, teleskobun icadından önceki en kusursuz yıldız kataloğudur.
Semerkant mektebinin talebesi Ali Kuşçu, Fatih Sultan Mehmed Han'ın davetiyle İstanbul'a gelerek Ayasofya Medresesi'nde astronomi ve riyaziye dersleri vermiştir. Ali Kuşçu, yer merkezli evren tasavvurunda Dünya'nın hareket edebileceği fikrini matematiksel olarak tartışmaya açarak modern astronomiye giden yolu aydınlatmıştır.
FASIL IV: Usturlap İlmi ve Zamanın Kutsiyeti
Usturlap (astrolabe), İslâm medeniyetinin 'cep bilgisayarı' mesabesindedir. Pirinç veya bronz madeninden oyulan bu şaheser alet; güneş ve yıldızların yükseklik açısını ölçerek namaz vakitlerini, kıble yönünü, burç derecelerini ve coğrafi enlemleri hatasız hesaplamaya yarardı.
Müslüman muvakkitler için zaman, akıp giden boş saniyeler değil; her ânında ayrı bir esmâ tecellîsinin aşikâr olduğu kudsî bir emanettir. Göğe bakan arif, yıldızların intizamında Hakk'ın vahdaniyet mührünü okur.
FASIL V: İbnü'l-Arabî'de Feleklerin Bâtınî ve Harfî Esrârı
Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arabî, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye ve Uklatü'l-Müstevfiz adlı eserlerinde kozmik felekleri harf ilmi (İlm-i Hurûf) ve Esmâ-i Hüsnâ mertebeleriyle eşleştirir:
- Zuhal (Satürn) Feleği: 'er-Rabb' ism-i şerîfinin ve 'Cim' harfinin tecellîgâhıdır. Yüce hikmet ve sabit sebat makamıdır.
- Müşteri (Jüpiter) Feleği: 'el-Alîm' ism-i şerîfinin ve 'Dâl' harfinin tecellîsidir. Adalet, ruhanî genişlik ve nur saçar.
- Merih (Mars) Feleği: 'el-Kāhir' ism-i şerîfinin ve 'Zel' harfinin mazharıdır. İntizamı bozan serkeşleri tedip eder.
- Şems (Güneş) Feleği: 'en-Nûr' ism-i şerîfinin ve 'Zâ' harfinin zuhûrudur. Kalp makamı olup bütün feleklere feyiz dağıtır.
- Zühre (Venüs) Feleği: 'el-Musavvir' ism-i şerîfinin ve 'Kâf' harfinin menzilidir. Eşyadaki şekil ve güzellikleri nakşeder.
- Utârid (Merkür) Feleği: 'el-Muhsî' ism-i şerîfinin ve 'Lâm' harfinin durağıdır. İnce hesapları, ilimleri ve kitabeti tanzim eder.
- Kamer (Ay) Feleği: 'el-Mübîn' ism-i şerîfinin ve 'Râ' harfinin mazharıdır. Yeryüzüne en yakın ayna olup göksel nurları süzer.
FASIL VI: Ali Kuşçu ve Fethiyye: Astronomide Yeni Bir Ufuk
Ali Kuşçu'nun Fatih Sultan Mehmed'e takdim ettiği er-Risâletü'l-Fethiyye, gök cisimlerinin dairesel hareketlerini hendesî kesinlikle ispat eder. Ali Kuşçu, Aristo fiziğinin dogmatik kabullerini sorgulamış; yerkürenin sabit durmasının fiziksel değil ancak matematiksel bir modelleme olduğunu ileri sürmüştür.
HÂTİME: Semâvî Tefekkürün İrfanî Gayesi
İslâm astronomisi hiçbir zaman kuru bir matematik meşgalesi olarak kalmamıştır. Gök kubbenin dönüşünü, yıldızların kılavuzluğunu ve burçların nizamını seyreden her Müslüman dâhi, âyet-i kerîmedeki emre kulak vermiştir: "De ki: Göklerde ve yerde neler var, bir bakın!" (Yûnus, 10/101). Semayı seyretmek, Hakk'ın sonsuz kudretine secde etmektir.
FASIL VII: Takvîm-i Nücûmî: Eşref Saatler ve Mübarek Vakitlerin Tespiti
İlm-i Nücûm'un havas ve dua ilimlerindeki en mühim tatbikatı 'Eşref Saatler' (icabet vakitleri) tespitidir. Gökyüzündeki seyyarelerin birbirleriyle olan teslis (120 derece) ve tesdis (60 derece) dostluk açıları, duaların kabule karin olduğu ve melekût kapılarının ardına kadar açıldığı rahmet pencereleridir.
Cuma günü Zühre saati (muhabbet ve şifa), Perşembe günü Müşteri saati (ilim ve rızık genişliği), Pazartesi ve Cuma gecelerinin seher vakitleri (Kamer ve Şems saatleri) ilâhî tecellîlerin en feyizli aktığı nûrânî zaman dilimleridir. Bu saatlerde yapılan ibadet, zikir ve hıfz duaları katbekat tesirlidir.
FASIL VIII: İslâm Dünyasında Rasathane Aletleri: Zâtü'l-Halak ve Rub'u Tahtası
İslâm astronomları gökyüzünü sadece gözle değil, icat ettikleri devasa mekanik aletlerle ölçmüşlerdir. Merâga'da Nasîrüddîn-i Tûsî, Semerkant'ta Uluğ Bey ve İstanbul Tophane'de Takiyyüddîn er-Râsıd; halkalı usturlap (Zâtü'l-Halak), duvar kadranı (Libne), iki delikli açıölçer (Zâtü's-Sekbeteyn) ve Rub'u Tahtası (astronomik çeyrek daire) ile yıldız katalogları hazırlamışlardır.
Uluğ Bey Zîc'i (Zîc-i Sultânî), 1018 yıldızın koordinatlarını modern teleskopik ölçümlere hayret verecek derecede yakın bir hassasiyetle kaydetmiş ve asırlarca hem İslâm hem Avrupa rasathanelerinde kılavuz eser olarak kullanılmıştır.
FASIL IX: Kur'an'da Kozmolojik Yeminler ve Galaktik Düzen
Kur'ân-ı Kerîm'de Cenâb-ı Hak gök cisimlerine ve onların yörüngelerine dikkat çeker: 'Hayır! Yıldızların mevkilerine yemin ederim ki, eğer bilirseniz bu gerçekten büyük bir yemindir!' (Vâkıa 75-76).
Âyette 'yıldızlara' değil, 'yıldızların mevkilerine' (konumlarına ve yörüngelerine) yemin edilmesi mucizevidir. Modern astrofizik, baktığımız yıldızların aslında milyonlarca ışık yılı uzakta olduğunu, çoğunun çoktan söndüğünü ama geride bıraktıkları ışık rotalarının bize ulaştığını göstermiştir. Târık Sûresi'ndeki 'Delip geçen parlak yıldız' (en-Necmü's-Sâkıb) ise dönerek puls yayan nötron yıldızlarının (Pulsar) ve uzayı büken kara deliklerin en beliğ tasviridir.
FASIL X: Burçların Geometrik Açıları (Teslis, Tesdis, Terbi, Mukabele) ve Kozmik Manyetizma
Kadim astronomi ve gök mekaniğinde seyyarelerin (gezegenlerin) birbirleriyle oluşturdukları açısal münasebetler, kâinattaki yerçekimsel ve elektromanyetik dalgalanmaların geometrik şeması olarak kabul edilmiştir. Zodyak çemberindeki 360 derecelik daire üzerinde meydana gelen açılar dört temel kategoriye ayrılır: Teslis (120 derecelik üçgen açı - aynı elementten burçlar arasında dostluk ve uyum), Tesdis (60 derecelik altıgen açı - ılımlı rezonans), Terbi (90 derecelik dik açı - gerilim, sürtünme ve enerji açığa çıkışı) ve Mukabele (180 derecelik karşıt açı - kutuplaşma ve denge arayışı).
İslâm kozmolojisinde İbnü'l-Arabî ve Fahreddîn-i Râzî gibi âlimler, bu açıların cansız maddeler üzerinde bizzat tesir icra etmediğini; bilakis Cenâb-ı Hakk'ın kâinattaki sebep-sonuç kanunları çerçevesinde yarattığı kozmik saat dilimleri ve potansiyel enerji pencereleri olduğunu vurgulamışlardır.
FASIL XI: İslâm Rasathanelerinde Geliştirilen Dakik Cetveller (Zîc-i Uluğ Bey ve Zîc-i İlhânî)
İslâm medeniyetinde rasathane müessesesi, sadece gökyüzünü temaşa eden bir seyir yeri değil; astronomi, matematik ve jeodezinin en ileri aletlerle icra edildiği devasa araştırma enstitüleriydi. Nasîrüddîn-i Tûsî'nin Merâga Rasathanesi'nde hazırladığı Zîc-i İlhânî ve Semerkant'ta Timur'un torunu bilgin hükümdar Uluğ Bey ile Ali Kuşçu'nun inşa ettiği Zîc-i Uluğ Bey; 1018 yıldızın koordinatlarını dakikalar mertebesinde tespit ederek üç asır boyunca hem Doğu'da hem Batı'da aşılamayan dünya standartlarını belirlemiştir.
Uluğ Bey'in Semerkant'taki devasa mermer sekstantı (Fahrî Sekstantı), Güneş'in meridyen geçişlerini saniyeler hassasiyetiyle ölçerek bir güneş yılının uzunluğunu sadece 58 saniyelik bir farkla hesaplamıştır. Bu rakam, teleskobun icadından asırlar önce elde edilmiş insanlık tarihinin en büyük bilimsel zaferlerinden biridir.
FASIL XII: Astroloji Hurafeleri ile İlm-i Felek İlmi Arasındaki Şer'î ve Bilimsel Hudutlar
İslâm âlimleri tarih boyunca iki kavramı kesin çizgilerle birbirinden ayırmışlardır: İlm-i Felek / İlm-i Hey'et (matematiksel astronomi, gök cisimlerinin yörüngeleri, zaman ve takvim hesabı) ve Ahkâm-ı Nücûm (yıldızların geleceği bildirdiği veya insanlar üzerinde mutlak tanrısal güç sahibi olduğu iddiası). İlm-i felek; kıblenin tayini, namaz vakitlerinin tespiti ve oruç başlangıcının belirlenmesi gibi farz-ı kifâye olan dinî ve aklî bir ilim kabul edilirken; geleceğe dair gaybî kehanetlerde bulunmak açık bir cehalet ve şirke kapı aralayan batıl bir meşgale olarak şiddetle men edilmiştir.
Kur'an-ı Kerîm, gökyüzünü bir kehanet tahtası olarak değil; aklını kullananlar için ilâhî kudretin, nizamın ve sonsuz sanatın sergilendiği bir tefekkür kitabı olarak takdim eder. İlm-i Nücûm, bu muazzam kitabın matematiksel dilini okuma çabasıdır.
FASIL XIII: On İki Burcun Dört Unsur (Ateş, Toprak, Hava, Su) ile Kozmik Matrisi
İslâm felekiyatında Zodyak kuşağındaki on iki burç (Mürûr-ı Burûc), tabiatın dört temel yapıtaşı olan anâsır-ı erbaa ile mükemmel bir simetri içinde eşleştirilmiştir:
- Ateş Burçları (Hamî/Kuru-Sıcak): Koç (Hamel), Aslan (Esed), Yay (Kavs) -> Enerji, dinamizm, safrâvî mizaç ve başlangıç iradesi.
- Toprak Burçları (Bârid/Kuru-Soğuk): Boğa (Sevr), Başak (Sünbüle), Oğlak (Cedy) -> Sabır, madde, sevdâvî mizaç, sebat ve intizam.
- Hava Burçları (Rattâb/Nemli-Sıcak): İkizler (Cevzâ), Terazi (Mîzan), Kova (Delv) -> Zihin, iletişim, demevî mizaç, ilham ve adalet.
- Su Burçları (Bârid/Nemli-Soğuk): Yengeç (Seretân), Akrep (Akreb), Balık (Hût) -> Duygu, sezgi, balgamî mizaç, derinlik ve şefkat.
İbn Sînâ ve Fahreddîn-i Râzî, insanların mizaçlarının doğdukları mevsimdeki güneş açısı ve atmosferik ısı-nem dengeleriyle şekillendiğini; bu durumun yıldızların büyü gücüyle değil, tamamen fizikî ve biyolojik iklim kanunlarıyla izah edildiğini belirtirler.
FASIL XIV: Takvîm-i Celâlî: Ömer Hayyâm'ın Güneş Yılı Reformu
Selçuklu Sultanı Melikşah'ın emriyle İsfahan Rasathanesi'nde Ömer Hayyâm ve ekibi tarafından hazırlanan Takvîm-i Celâlî, dünya astronomi tarihinin en hassas güneş takvimidir. Bugün kullandığımız Gregoryen takvimi her 3330 yılda bir gün hata verirken, Celâlî takvimi 5000 yılda bir gün hata vermektedir. Nevruz'u (Güneş'in Koç burcuna giriş anı) saniyesi saniyesine sabitleyen bu matematiksel deha, İslâm medeniyetinin zaman ölçümünde ulaştığı eşsiz zirvenin anıtıdır.
FASIL XV: İhvân-ı Safâ Risalelerinde Feleklerin Musikisi ve Ruhanî Rezonans
Basra'nın meşhur felsefe cemiyeti İhvân-ı Safâ'nın risalelerinde, gök cisimlerinin yörüngelerindeki matematiksel hız ve mesafelerin kozmik bir harmoni (Musica Universalis / Semavî Mûsikî) ürettiği savunulur. Pisagorcu ve Yeni-Platoncu kökleri tevhid akidesiyle mezceden bu risalelere göre; feleklerin dönüşü, meleklerin aralıksız tesbihatının akustik ve matematiksel izdüşümüdür.
Yeryüzündeki kâmil mûsikîşinaslar, bu semavi oranları dünyevî enstrümanların perdelerine aktararak insan ruhuna ezelî vatanını hatırlatırlar. Bu sebeple İlm-i Felek ile İlm-i Mûsikî, İslâm medeniyetinde birbirini tamamlayan ikiz riyazî (matematiksel) disiplinler olarak görülmüştür.
FASIL XVI: Çağdaş Astrofizik Işığında Kur'an'ın Genişleyen Kâinat Mucizesi (Zâriyât, 47)
Kur'an-ı Kerîm, Zâriyât Sûresi'nin 47. âyet-i kerîmesinde "Biz göğü kudretimizle bina ettik ve şüphesiz Biz onu genişletmekteyiz" (Ve innâ le-mûsiûn) buyurarak, XX. yüzyılda Edwin Hubble'ın galaksilerin birbirinden uzaklaştığını keşfetmesiyle ispatlanan "genişleyen evren" hakikatini on dört asır önceden haber vermiştir. Kadim İslâm astronomları bu âyeti ilâhî kudretin sınırsızlığı ve kâinatın statik değil her an genişleyen dinamik bir varlık alanı oluşuyla tefsir etmişlerdir.
Modern kozmolojinin karanlık madde, karanlık enerji ve çoklu evren teorileri karşısında İslâm felekiyatı; âlemin bir tesadüf yığını değil, her zerresi Yüce Yaratıcı'nın ilim ve iradesiyle kuşatılmış muhteşem bir mizan olduğunu haykırır.
FASIL VIII: Bîrûnî'nin Kitâbü't-Tefhîm'i: Astronomi ile Astroloji Arasındaki Şer'î Hudut
İslâm bilim tarihinde gök ilimlerini en yüksek matematiksel ve itikadî berraklıkla tasnif eden allâme Ebû Reyhân el-Bîrûnî'dir. Onun 1029 yılında Gazne'de telif ettiği Kitâbü't-Tefhîm li-Evâili Sınâ'ati't-Tencîm, geometri, aritmetik, astronomi (ilm-i hey'e) ve astroloji (ilm-i ahkâm-ı nucûm) alanlarını 530 soru-cevap halinde vazeden abidevi bir el kitabıdır.
Bîrûnî, gök cisimlerinin hareketlerini, tutulmaları, ekinoksları ve küresel trigonometriyi kesin bir riyazî ilim (ilm-i felek) olarak kabul eder. Yıldızların müstakil bir ilâhî kudrete sahip olduğu veya gaybı bildirdiği iddialarını şirk ve cehalet sayarak şiddetle reddeder. Ancak göksel ışıkların mevsimlere, gel-git hadiselerine, yeryüzü atmosferine ve canlıların biyolojik saatlerine olan fiziksel ve mizaçsal tesirlerini tabii bir neden-sonuç dengesi içinde inceler.
FASIL IX: Yedi Felek, Madenler ve Kozmik Hiyerarşi
Kadim İslâm kozmolojisinde ve İhvân-ı Safâ risalelerinde gök küreleri ile yeryüzü unsurları arasında kurulan mizan, bir tesadüf değil, ilâhî hikmetin kâinata vurduğu mükemmel bir mühürdür:
"Güneş ve Ay bir hesap iledir. Yıldızlar ve ağaçlar secde ederler. Göğü yükseltti ve mizanı (ölçü ve dengeyi) koydu." — Rahmân Sûresi, 5-7
"Yıldızlar kendi başlarına müstakil bir fail veya ilah değildir. Onlar Cenâb-ı Hakk'ın Arş'tan Melekût semâsına indirdiği kudret kaleminin felek sayfalarındaki ilahi işaretleridir." — Muhyiddîn İbnü'l-Arabî
FASIL I: Astronomi (İlm-i Hey'et) ile Astroloji (İlm-i Ahkâm) Ayrımı
İslam ilimler tasnifinde gökyüzü araştırmaları iki ana kola ayrılmıştır:
- 1. İlm-i Hey'et (Riyâzî Astronomi): Gezegenlerin, yıldızların ve galaksilerin yörüngelerini, ekinoks noktalarını, tutulmaları ve açısal mesafelerini matematiksel olarak hesaplayan ilimdir. İslâm âlimleri (Bettânî, Bîrûnî, Ali Kuşçu, Uluğ Bey) bu sahada dünya çapında rasathaneler kurmuş ve trigonometrinin temellerini atmışlardır. Bu ilim farz-ı kifâye ve teşvik edilen bir tefekkür sahasıdır.
- 2. İlm-i Ahkâm-ı Nücûm (Kozmik Metafizik): Göksel hareketlerin, gezegen konfigürasyonlarının ve Ay menzillerinin yeryüzündeki mizaçlar, mevsimler ve enerjetik döngüler üzerindeki dolaylı tesirlerini inceleyen hikmet dalıdır. İslam akidesine göre yıldızların kendisinde müstakil bir yaratma kudreti görmek kesinlikle şirktir; lakin Allah Teâlâ'nın bir kanun ve âdetullah olarak göksel cisimleri yeryüzü hadiselerine birer saat ibresi kıldığını kabul etmek caizdir.
FASIL II: Kur'an'da Burçlar Kuşağı ve Kozmik Yeminler
Cenâb-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de müstakil bir sûreye el-Burûc (Burçlar Sûresi) adını vermiş ve: 'Andolsun burçlarla dolu göğe!' (Burûc, 1) buyurmuştur. Furkân Sûresi 61. âyette ise: 'Gökte burçlar kılan, orada bir aydınlatıcı (Güneş) ve nurlu bir Ay var eden Allah'ın şânı ne yücedir!' beyanıyla bu göksel fihristin ilahi sanatın azametine delil olduğu bildirilmiştir.
12 burç; Güneş'in gökyüzünde bir yıl boyunca kat ettiği zodyak kuşağındaki 30'ar derecelik 12 menzildir. Bu 12 burç, 4 ana unsurla (Ateş, Toprak, Hava, Su) irtibatlı olup kâinattaki elementer dönüşümün çarkını çevirir.
FASIL III: Yedi Gezegen Feleği ve Efemeris Saatleri
Geleneksel İslam kozmolojisinde Dünya merkezli bakış açısıyla 7 klasik gezegen (Seb'a-i Seyyâre) 7 semavi gök katıyla eşleştirilmiştir:
| Gezegen | Felek Katı | Mizacı & Metali | Hükmettiği Gün | Ruhanî Hâdimi |
|---|---|---|---|---|
| Şems (Güneş) | 4. Kat Semâ | Sıcak-Kuru / Saf Altın | Pazar | Seyyid Rukyâîl (a.s) |
| Kamer (Ay) | 1. Kat Semâ | Soğuk-Nemli / Gümüş | Pazartesi | Seyyid Cebrâîl (a.s) |
| Merih (Mars) | 5. Kat Semâ | Aşırı Sıcak-Kuru / Demir | Salı | Seyyid Semsemâîl (a.s) |
| Utârid (Merkür) | 2. Kat Semâ | Mutedil-Kuru / Cıva | Çarşamba | Seyyid Mîkâîl (a.s) |
| Müşteri (Jüpiter) | 6. Kat Semâ | Sıcak-Nemli / Kalay | Perşembe | Seyyid Sarfiyâîl (a.s) |
| Zühre (Venüs) | 3. Kat Semâ | Ilık-Nemli / Bakır (Pirinç) | Cuma | Seyyid Anyâîl (a.s) |
| Zuhal (Satürn) | 7. Kat Semâ | Aşırı Soğuk-Kuru / Kurşun | Cumartesi | Seyyid Kesfiyâîl (a.s) |
FASIL IV: Ay'ın 28 Menzili (Menâzilü'l-Kamer) ve Biyo-Ritmik Rezonans
Yâsîn Sûresi 39. âyette: 'Ay için de menziller tayin ettik; nihayet o, kurumuş eski hurma dalı gibi (hilal şeklinde) döner' buyrulmuştur. Ay, 28 gecede zodyak kuşağını bir uçtan diğerine turlar. Her bir menzil 12 derece 51 dakika 25 saniyelik bir açıya tekabül eder.
Ay'ın yerçekimi kuvveti sadece okyanuslarda gelgit (met-cezir) meydana getirmez; %70'i sudan oluşan insan bedenindeki hücresel sıvıları, kan basıncını, epifiz bezi melatonin salgısını ve sinir iletim hızını da doğrudan etkiler. Dolunay gecelerinde kan dolaşımının hızlanması ve duygusal dalgalanmaların artması, kadim hekimlerin hacamat ve orucu kameri ayların ortasında (Eyyâm-ı Bîyz: 13, 14, 15) tavsiye etmelerinin bilimsel sırrıdır.
FASIL V: Usturlap İlmi ve Gök Haritalarının Çıkarılması
İslam medeniyetinin altın çağında geliştirilen Usturlap (Astrolabe), gökyüzünün iki boyutlu analog bilgisayarıdır. Bir usturlap ile Güneş ve yıldızların ufuk yüksekliği ölçülerek namaz vakitleri, kıble yönü, enlem-boylam koordinatları ve burç dereceleri dakikası dakikasına hesaplanabiliyordu.
Meryem el-İcliyye (Usturlâbî) gibi Müslüman kadın astronomların elinde sanat şaheserine dönüşen usturlaplar; bugün platformumuzda kullandığımız Canlı Efemeris ve Gezegen Saatleri Motoru'nun tarihi ve manevi atasıdır.