FASIL I: Harflerin Ontolojik Menşei ve Nefes-i Rahmânî

İslam metafiziğinde ve özellikle Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arabî'nin Fütûhât-ı Mekkiyye eserinin 2. Bâb'ında ('Harflerin Marifeti'); harfler sadece beşeri bir lisanın ses işaretleri değil; kâinatın varoluş kodları, ontolojik yapı taşları ve ilahi kelâmın maddi aleme inen tecellîleridir. Cenâb-ı Hak kâinatı 'Kün' (Ol) emriyle yaratmıştır. Bu emir; Kâf (ك) ve Nûn (ن) harflerinden müteşekkil bir harf terkibidir.

İbnü'l-Arabî'ye göre Cenâb-ı Hakk'ın Nefes-i Rahmânîsi (Rahmânî Nefes), ilahi gayb hazinelerindeki potansiyel varlıkları (A'yân-ı Sâbite) varlık sahasına çıkarırken, tıpkı insanın ciğerlerinden çıkan nefesin ağız boşluğundaki 28 farklı mahreç noktasında harflere dönüşmesi gibi, kozmik âlemde de 28 temel varlık mertebesine (Merâtibü'l-Vücûd) dönüşür. Bu sebeple 28 Arap harfi, kâinatın 28 temel kozmolojik mertebesinin ses ve frekans aynasıdır.

FASIL II: Elif (ا) Sırrı: Nokta-i Kübrâ'dan Varlık Çizgisine

Bütün harflerin anası ve aslı Elif (ا) harfidir. Elif, geometrik olarak 'Nokta'nın dikey hareketinden doğar. Nokta, gayb-ı mutlakı (Lâhût âlemini); Elif ise vahdetin zâhir olmasını temsil eder. Elif'in sayısal değeri 1'dir ve tevhidi remzeder. Kendinden sonraki harflere bitişmez; zira mutlak zât hiçbir mahlukata muhtaç ve muttasıl değildir, ancak her harf varlığını Elif'e borçludur.

Tasavvufta 'Nokta' sırrına dair Hz. Ali (k.v.) Efendimiz'in meşhur kelâmı zikredilir: 'İlim bir nokta idi, onu cahiller çoğalttı. Kur'an'ın bütün sırrı Fâtiha'da, Fâtiha'nın sırrı Besmele'de, Besmele'nin sırrı Bâ'da, Bâ'nın sırrı ise altındaki noktadadır. İşte o nokta benim!' Buradaki nokta, Hakk'ın tecellîsine mazhar olan kalb-i insânî ve Akl-ı Küll'dür.

FASIL III: 28 Harfin Dört Unsur (Anâsır-ı Erba'a) Taksimatı

Kadim Havas ilminde ve İmam Ahmed el-Bûnî'nin Şemsü'l-Ma'ârif yazmasında 28 harf, kâinatın dört kurucu unsuru olan Ateş (Nâr), Hava (Hevâ), Su (Mâ) ve Toprak (Turâb) arasında eşit olarak (her birine 7 harf) taksim edilmiştir:

Unsur Harfler (Ebced Sırasıyla) Tabiatı Ruhanî Tesiri
Nârî (Ateş) ا (Elif), هـ (He), ط (Tı), م (Mim), ف (Fe), ش (Şın), ذ (Zel) Sıcak ve Kuru Cezbe, hareket, celâl, şecaat ve azim uyandırır.
Hevâî (Hava) ب (Be), و (Vav), ي (Ye), ن (Nun), ص (Sad), ت (Te), ض (Dad) Sıcak ve Yaş İlham, zihinsel berraklık, muhabbet ve telepatik rezonans.
Mâî (Su) ج (Cim), ز (Ze), ك (Kaf), س (Sin), ق (Kaf), ث (Se), ظ (Zı) Soğuk ve Yaş Hücresel şifa, kalp yumuşaklığı, sekinet ve basiret.
Turâbî (Toprak) د (Dal), ح (Ha), ل (Lam), ع (Ayn), ر (Rı), خ (Hı), غ (Gayn) Soğuk ve Kuru Sebat, köklenme, tahassun, hafıza ve manevi kalkan.
[ Google AdSense - İlgili Külliyat Reklam Alanı 1 ]

FASIL IV: Hurûf-ı Mukattaa: Kur'an'ın Şifreli İlahî Kodları

Kur'an-ı Kerim'de 29 sûrenin başında yer alan 14 müstakil harften müteşekkil Hurûf-ı Mukattaa (Elif-Lâm-Mîm, Yâ-Sîn, Hâ-Mîm, Tâ-Hâ, Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd vb.); harf ilminin en yüce zirvesidir. Bu 14 harf, Arap alfabesinin tam yarısıdır ve 'Nûrânî Harfler' (Hurûf-ı Nûriyye) olarak adlandırılır. Geriye kalan 14 harf ise 'Zulmânî Harfler'dir.

Fahreddin er-Râzî ve İmam Süyûtî'nin beyan ettiği üzere, Hurûf-ı Mukattaa; Allah Teâlâ ile Habîb-i Edîbi (s.a.v.) arasındaki mahrem şifreler, melekûtî frekans anahtarları ve İsmi Âzam'ın terkip parçalarıdır. Bu harfler zikredildiğinde aradaki perde kalkar ve melekûtî boyutla rezonans kurulur.

FASIL V: Harflerin Zikir ve Vefk Tertiplerinde Kullanım Esasları

İlm-i Hurûf'un pratik tatbikatında harfler üç temel mertebede işlenir:

  1. Lafzî Mertebe: Harfin dille telaffuz edilmesi ve ses dalgası olarak titreşmesi (Örn: 'Elif').
  2. Rakamî Mertebe: Harfin ebced sayısal karşılığıyla rezonans üretmesi (Örn: Elif = 1).
  3. Beste (Tafsil) Mertebesi: Harfin adının harflerine ayrılarak açılması (Örn: Elif -> ا-ل-ف -> 1 + 30 + 80 = 111). 111 sayısı, 'Kâfî' (كافي) esmâsının ebcedine denk olup mutlak kâfiyeti remzeder.

Bu metodolojiyle vefkler ve manevi virdler tertip edilir; harflerin frekansları insanın letaifleriyle birleştiğinde derin bir manevi inkişaf hasıl olur.

FASIL VI: Harflerin Zâhir ve Bâtın Kutupları: Câmi'iyyet Sırrı ve Hurûf-ı Âliye

İslam metafiziğinde ve Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arabî'nin Fütûhâtü'l-Mekkiyye'sinin ilk bâblarında serdedilen esasa göre; harfler salt fonetik ses işaretleri değil, mevcudatın ontolojik yapıtaşlarıdır. Her harf, Akl-ı Küll'den inen ilahi bir mânânın maddî âlemdeki libasıdır. Harflerin iki kutbu vardır: Kutb-ı Zâhir (ağızdan çıkan ses dalgası ve kâğıda dökülen mürekkep resmi) ve Kutb-ı Bâtın (o harfin Melekût ve Ceberût âlemlerindeki ruhanî frekansı ve ilahi sıfat tecellisi).

Hurûf-ı Âliye (Yüce Harfler), varlık hiyerarşisinde arşın sütunları mesabesindedir. Elif (ا) Zât-ı Bâri'nin vahdetine, Bâ (ب) taayyün-i evvele (ilk belirişe), Lâm (ل) Melekût vasıtasına ve Mîm (م) ise Hakîkat-i Muhammediyye'ye ve mahlûkatın kemâline delalet eder. Bu sebeple arifler harfleri telaffuz ederken sırf nefes tüketmez; o harfin melekûtî vazifelisiyle irtibata geçerler.

كُنْ فَيَكُونُ

"Bir şeyi dilediği zaman O'nun emri, sadece ona 'Kûn' (Ol!) demektir; o da hemen oluverir." (Yâsîn, 82)

FASIL VII: Elif-Lâm-Mîm ve Sâd Harflerinin Bâtınî İntişârı ve Akustik Rezonans

Hurûf-ı Mukattaa'nın baş tacı olan Elif-Lâm-Mîm (الم), harf ilminde kozmik varoluşun üç temel merhalesini remzeder. Elif, boğazın en derininden çıkan ve hiçbir mahrece çarpmayan saf ilahi nefesi (Nefes-i Rahmânî); Lâm, dilin ortasından çıkarak zuhura gelen vasıta-i feyzi; Mîm ise dudakların kapanmasıyla kesafet kazanan maddi âlemi ve İnsan-ı Kâmil'i temsil eder. Bu terkip, gayb âleminden şehadet âlemine inişin ses haritasıdır.

Sâd (ص) harfi ise kalbin sıdkını ve tasfiye-i sîne sırrını barındırır. Modern akustik fizik ile harf ilmi meczedildiğinde, Arap harflerinin mahreç titreşimlerinin insan beynindeki nöronal ağları ve kalp biyomanyetizmasını dengelediği müşahede edilir. Her harf, bedendeki bir letaifin akort anahtarı hükmündedir.

FASIL VIII: Harf İlimlerinde Hata ve İstidraç Tehlikesi: İhlas ve Takva Kalkanı

İmam Ahmed el-Bûnî, Şemsü'l-Ma'ârif'te ehemmiyetle ikaz eder: Harf ilmi nefsin hevesleri, dünyalık makam veya beşerî hırslar için bir sihir aleti kılınamaz. Kalbi günah kirleriyle paslanmış, niyeti rıza-i ilahiden sapmış kimselerin harf terkipleriyle meşgul olması, ancak şeytanî istidraçlara ve ruhi buhranlara kapı aralar. Bu ilmin yegâne koruyucu kalkanı, şeriatın zahirî emirlerine harfiyen riayet etmek, haramlardan sakınmak ve tam bir takva zırhına bürünmektir.